AKŞEN FINDIK SATIŞ VE PAZARLAMA

FINDIK BiZDEN SORULUR

FINDIK VE TARIHCESI

Yazan: findik28 Mayıs 4, 2008

 

Kemal Peker
Yeşil gireson matbaası;Giresun- 1947- 1948
 
Fındık, Türkiye için bir mahsül olmaktan çıkmış, bir dış ticaret ürünü olarak pazara girmiştir. (Kitap ön kapağından)

 
Fındık kelimesi Türkçe olmamakla beraber Bunduklar (silahendaz) gibi istilah şekilleriyle eski delimize yerleşmiştir.
Fındık kelimesine dair, dünya sözlüklerinden elde edilebilen lenguistik bilgi sırasile aşağı alınmıştır.
Fındık kelimesi (Pontus Cevizi) manasına gelen Yunanca Pontikon Karyon’dır. Rumcası Leptokarion (ince ceviz) halk dilinde fndıktır. Ermenice Kalin, Arnavutça Lajthi olarak kullanılır.
 
Botanikte Corylus Aveellane Pontika olan fındık kelimesini İranlılar bizden funduk, Araplar da bundk şeklinde almış olupArapça Elculuz olarak ta kullanılır, Çin de Chen-tse yahut Chen-li, ilmi adı Corylus heterophyla, Fisch’dır.
 
Türkiye haricinde kalmış Türklerde fındık çarşılığı olarak taklidi ses esasına dayanan çit kökünden gelme kelimelerle ifade olunur.
Kazan- Çitlevük
Kırım_Çetlevük
Kumuk- Çertlevük
 
Türkiye Türkçesinde de Çitlembik şeklinde kullanılır.
 
Fındığın başlıca Avrupa dillerindeki karşılıkları:
 
Hint- Avrupa ana dilindeki iğtibari kökleri:
Qos(e)lo (fındık yemişi); Lazd (Fındık fidanı)
 
Germenlerde; eski Nordca : Hasl
İsveç, Norveççe: Hassel
Eski yüksek Almanca: Hasal
Almanca: Hassel, Hasselnuss
Anglosaksonca: Haesel
İngilizce. Hazel, Hazelnut
Felemenkçe: Hazelaar
Amerikanca:Filberts
 
 
Latinlerde:
 
Latince. Corulus, Corylus
Eski Fransızlarda: Avelaine
Fransızca (küçük ceviz) : Noisette
İtalyanca (küçük ceviz): Nucciola
İspanyolca. Avellana
Portekizce: Avela
Romence: Aluna
 
 
Güney batı Avrupa’nın fındık yetiştirdiği yer İtalya’nın Camoania bölgesinde bulunan Abella şehri idi, bundan ötürü bu yemişe de Abella cevizi manasına olarak (nux abellana) denirdi, sonraları bu Avellana olmuştur.
 
İslavlarda
 
Müşterek kök orman manasına gelen les ile ifade olunur
 
Rusça (orman cevizi): Liesnoy oreh
Polonezce: Leszczyna
Çekçe: Liska
Sırp- Hırvatça: Leska
Bulgarlarca: Leşnik
 
 
Baltıklarda
 
Eski Prusça. Laxde
Litvanca: Lazd’a
Letçe: Lagzds
Fince: Pahkina
Macarca. Mogyoro
 
 
Ferhengi pehlevi’de fındık:
 
İstimal edilmekte bulunan fındık kelimesinin pehlevi dilindeki (funduk) yahut punduk ve Avestai (Benduk) ve Sanskrit (Beddük) kelimesinin muarabı olup, başı kapalı nesne manasını ifade eder.
 
Pehlevi’de N ve F- P okunur. Bu meyve İrandan, Arabistan’a götürülmü olduğundan Arapcada G harfi K harfine tebdil edilmiştir. Pehlevi kitabının heşe babının 27inci faslının 23 üncü fıkrasında fındık kelimesi: cevzi, badem, nar, hindistan cevizi, kestane, şam fıstığı ile birlikte gösterilmiştir.
 
Sf.7
 
Ettuhfet-üz Zekiyye Fil –Lügati-it Türkiyye
 
 
Yeryüzünde tek nüshası İstanbul Beyazıtta Veliyüddin efendi kütüphanesinin 3092 numarasında kayıtlı işbu lugatın kim tarafından kayıtlı işbu lugatın kim tarafından yazılmış olduğu ve hangi tarihte yazıldığı bilinmiyorsa da hicri 829 da kölemenler zamanında Mısır’da yazılmış olduğu ihtimali kuvvetlidir. Kitabın Araplar Türk-Kıpçak dilini öğretmek üzere kaleme alındığı, içerisinde bulunan üç bine yakın Türkçe kelimeden anlaşılıyor.
“Bu kitapta Kıpçak diyaleği (lehçe) üzerine dayandım, çünkü en çok kullanılan odur, Kıpçak diyaleğinde bulunan harfler 23tür, bunların 19u asıldır” denilmekte ise de gösterilen harfler 22 dir.
 
Kamusu- alam müellifi Şemseddin Sami merhumun, (1318-1903) de İkdam gazetesi sahibi Ahmet Cevdet tarafından yayınlanan bu mükemmel eserin 2.cilt, 1006 ıncı sayfasında fındığa dair geniş izahat ve bilgi vardır:
 
“Fındık: asıl Farisi olup Arabide müstağmeldir. (Esasen Karadeniz’e mensup olup manasiyle Yunanidir) çünkü Karadenizin cenup sevahilinde kesretle hasıl olur. Maruf meyva ki katı ve sert bir kabuk içinde yuvarlak ve müstatilce, yabani ve bostanisi vardır.
 
Fındık ağacı: bu meyveyi veren ağaçki pek büyük olmaz. Funduk: Arabi=umumi kabul eden, han, misafirhane Venedikten muarreb (Bındık) dahi derler.
 
Büyük Türk Lügatında fındık (Sf.8)
 
Trabzon’un eski valilerinden Kadir Paşa’nın 81843-1902) oğlu Hüseyin Kazımın, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yayınlanan bu ünlü eserin 3.cilt, 662 sayfasından:
“Findik- Fındık- Rumca, Karadeniz Cevizi. En evvel Karadeniz sahillerindeki memleketlerden getirilmiş olmak dolayısıyle maruf kabuklu meyve. Yuvarlak ve tombul, sivri taze, kuru, kan, kuyu fındığı, fındık içi, fındık kabuğu.
 
M.Baheddinin Türkçe lugatından (Sf.8)
 
Fındik veya fındık isim. Fa’nın ve D’alin zammiyle Arapça’da otel manasına gelir ve cemi fenadik olur.” Deniliyor.
 
Türk Dil Kurumu tarafından son defa hazırlanıp çıkarılan Türkçe sözlüğün cilt 2, sayfa 201 inden alınan:
“Fındık: Palamutgillerden, kuzey yarım küresinin ılık yerlerinde ve yurdumuzun en çok Karadeniz bölgesinde yetişen ufarak ağaç ve bunun sert bir kabuk içinde bulunan yağlı, nişastalı yemişi (Fındık altını) iki yüz yıl önce basılmış bir altun akça, mes. Küçük ve değerli şey. Fındık faresi veya sıçanı, küçük sıçan cinsi. Fındık kurdu gibi. Ufak tefek, sıhhatli ve tombulca.
 
Yunanlılarda fındık ağacı
 Sf 9 -10
 
JupiteRîn Maya adlı peri ile muaşakasından, Arkadya kıtasının bir dağında dünyaya geldiğini gördüğümüz, kendisinde kurnazlığın acı balı bulunan, başındaki ve ayaklarındaki kanatlarile rüzgar gibi akıp giden Ticaret Tanrısı 8Hermes-Mergür) ün asası bir fındık deyneğidir.
Önceleri bu asanın ucu, birbirine düğümlü iki çubuktan ibaretti, sonraları iki yılan başı ile nihayet bulduğu görülür.
Asann kudretini denemek isteyen Hermes, bir gün boğuştuklarını gördüğü iki yılanı bu fındık dalı ile kırbaçladı ve bu ilahi vuruştan artık ayrıla mıyacak şekilde yılanları birbirine yapıştırdı. Bu değneğin dokunduğu bütün eşya o anda altuna döndüğü için de Hermes aynı zamanda bir servet ve bereket timsali olarak tanınır. Şehirlerde sokakların birleştiği yerlerde onu adına dört köşeli sütunlar dikilirdi, pazarlarda ve meydanlarda ölçünün çekinin ve terazinin icatçısı telakki olunurdu. Heykeli ilk defa Milattan 369 yıl evvel Atina’da doğmuş meşhur heykeltraş Prastiyele tarafından yapılmıştır. Gök Tanrısı Zeüs’ün gazabına uğrayan bir Yunan yarım ilahı olan Tantalus efsanesi de bu arada zikrolunabilir.
 
Romalılarda Fındık (Sf.10)
 
Publius Virgilius’un Maro’Nun (M.Ö. 70-19) rüstai bükoliklerinde çoban sevgililerinin en büyük şahidi ve delili olarak gösterilen fındık, Kahinlerin indinde de kıymeti pek şumullü idi. Romanın örtf ve adetlerinde kökleşmiş bir önemi vardı. İzdivaçlarda mesut olmanın kutrsiyeti ise bu ağaçtan beklenirdi. Sihirbazlar da eflaki bir kuvvet ve kudretin ibdaını ancak fındık ağacında bulur ve görürlerdi.
Her yıl Bacchus şerefine tertip edilen ayinlerde bir teke mabede kurban edilir, gövdeside fındık dallarına sarılarak yakılırdı.
Germenlerin mitolojisinde ise, fındık yıldırım ilahına mahsus bir meyve olarak geçmiştir. Müteakip bölümlerde görüleceği veçhile, Almanlar’da üzerinde bir fındık bulunan kimsenin zürriyetinin artacağına inanırlardı. Fransız mitolojisine de Araplar’da olduğu üzere sihirli çubuk şeklinde girmiştir. İtalyanlar ise, yetiştirdikleri fındık nevilerinin her birine mukaddes azizlerinin isimlerini verdikleri görülür. Sen Mariagesu, San Cuvani, Sen Conu gibi.
 
Araplar’da fındık
 
Hicri 9 uncu asırda yazılan Ahter-i kebir lugatinda, Arapların fındığa bındık dedikleri ve bu ırkın Emeviler zamanında Abdülmelikin kardeşi Mesleme’nin kumandasında Karadeniz kıyılaından 99 yılında İstanbul’a uzanan ordunun geçişinden sonra tanıdığı görülmektedir. Bu arada Arapça’dan çevrilmiş, meyvelerin esrarına dair kitapta, fındığ bize pek hayali misallerle anlatır:
“Fındık ağacından yılan, akrep gibi bütün zehirli hayvanlar kaçarlar, elinde fındık ağacından bir dal bulunan adam cümle afattan emin olur” deniliyor.
Tezkeretül Davud’un 1.ci cilt 73.sayfasında da aynı izahat verilir.
 
 
Abbasilerde- Harun Reşit devrinde fındık: (Sf. 14-15)
 
Latin muharrirlerin ekserisine göre, fındığın menşei İtalya olarak gösterilirse de, bunu Asya olduğu, Çin kaynaklarından elde edilen vesikalarla sabit olmuş bulunuyor.
 
Bu mahsülün İtalya’ya yerleşmesi, Arapların Sicilya adasını aldıkları tarihten itibaren başlar, sonraları bu adanın Normanlar tarafından işgalinde fındık ziraati bakımsız kalmış ve sönmeye yüz tutmuştur ki bir daha 17 inci yüzyılı takip eden yıllarda yeniden üretilmeye başlanılmıştır.
İslam medeniyeti tarihi adlı eserile Abbasiler devrinin kronolojisini yapmış Suriyeli Corci Zeydan’ın Abbase’sinde:
“Emirül Müminin, t koşularını temaşa için Şemasiye’ye giriyor. Bir takım genç köleler şuraya buraya koşuyorlar, ellerindeki fındık ağacı deynekleriyle vurarak ahaliyi dağıtıyorlardı. Harun Reşit’i diğer nas’dan fark olunması için başına gayet uzun bir külah giydiğini kaydeder. (bu eserden Sf.173)
 
Fındık adının enteresan bir fıkrasına da Hint masalları kitabında rastlanmaktadır, müellif bu eserinde:
“Bağdata gece girmiştik, burada Bağdat’la alakası pek anlaşılmayan bir ticaretin çarşıda alabildiğine yayılmış olduğunu levhalarda okuduk. Fındık Bağdat, Fındık İran gibi. Pek uzun sürmiyen bir yolculuktan sonra bir köşede, üzerinde Fındık Ziya yazılı bir binanın önünde durduk, burası büyük bir oteldi, Arapça’da fındık, otel manasına imiş, bizim bildiğimiz fındığa da burada Bındık deniliyormuş” diyor.
 
 
FINDIĞIN DİN HAYATINDA TUTTUĞU YER
 
 
Bu işe 114 sure 6320 ayet üzerine tertip edilmiş ana kitabımız Kur’an- ı Kerim tefsirlerinin tetkik ile başlanılmıştır. Fakat fındığa ait herhangi bir ayet ve kelimeye tesadüf olunmamıştır. Yalnız 2.bab, 23. ayette “işte bu dünya üzerinde beslendğimiz meyveler”, denildiği görülmüştürki bununla daha ziyade karpuz, hurma, incir gibi yemişlerin kastedildiği anlaşılıyor.
 
Kur’anın diğer surelerinde buna benzer ayetler vardır. Bir kaçı alınmıştır.
 
6.sure, 141-142 inci ayetlerden:
 
“Asmalı asmasız bağları, hurma ağaçlarını, ekinleri bir birine benzeyen fakat lezzetleri ayrı olan zeytin ve nar gibi ağaçları yetiştiren odur. Bunlar meyvelendiği zaman onların meyvelerini yiyiniz.
 
23.üncü sure, 17-19 uncu ayetlerden:
 
“Biz yarattığımızı asla ihmal etmeyiz, göklerden ölçü ile su indiririz, bol su ile hurmalıklarınız, bahçe ve bağlarınız yetişiğr. Oralarda bol ve çeşitli meyveleri yersiniz, Sina dağındaki ağacı da yetiştirdik, onun meyvesinden zeytinyağı çıkar ve bu gayet iyi yenir.”
 
Bir halk darbımeselinde de “Eğer Muhammet fındığı bilseydi hurmaya mekruh derdi” denildiği ri
Vayet edilir. (Sf.15)
 
Thephrast (M.Ö. 372- 287)
 
Midilli adasının Erasos kasabasında doğan bu Yunanlı filozofun asıl adı, hocası Aristo tarafından kendisine ilahi sözlü lakabı verilmiştir. 200 den fazla eser bırakmış olmakla beraber pek azı elde kalmıştır. Bunlardan nebaat bilmime ait eserinde fındıktan da bahseder.
“Pontus cevizi- fındığın, yabanilikten kurtarılıp ehlileştirilmesi için asıl kökten alınıp başka yere dikilmesi kafiğ gelir. Bu suretle kışa daha çok mütehammil olan fındık iki cins olup birisi yuvarlak yani tombul, diğeri ise uzunca, sivridir. Fındık fidanı sulak yerlerde daha iyi gelişir, meyvesinin kabuğu üzerinde beyaz benekler vardır.”
 
Ksenophon, M.Ö 427-355
 
“artık yiyecek tedariki imkanı da klamayınca yola çıkmaya karar verildi. Gireson’da esrilerin satılmasıyla elde edilen para taksim olundu. Yunanlılar burayı yağma ettiler, kilerler de en ziyade kızılcık, buğday ve bir çok yassı ceviz olarak bulunduğuna işaret olunmaktadır ki Türkçeye yassı ceviz olarak geçen bu kelimenin badem fındık olma ihtimali çok muhtemeldir. Zira büyük Yunan ansiklobedisinde; Leptokarion ince ceviz- halk dilinde fındık ismini taşır denildiğine göre Ksenophon’Un Anabasisindeki yassı ceviz, ince ceviz manasına da gelebileceği düşünülebilir.
 
Virgiliüs, M.Ö 70-19
 
Montoue eyaletinin küçük bir şehri olan Andes’de Pompienin konsulleri devrinde 15 ekim 70 tarihinde dğan ve Atina kargaşalığı sıradsında İtalya’ya dönerken 22 eyül 19 tarihinde ölen zirat şairi Virgiliüs 43- 37 yıllarında yazdığı Bükolikler- çoban türkülerinde fındığı hayliden hayliye meh ve sena eylemiştir.
4 ciltlik zirai şiirlerile 12 ciltlik destani manzumelerinden tercümesi yaptırılan bazı parçalar verilmiştir.
 
Virgiliüs’ün Jeorjikon- zirai şiirler yahut toprakla uğraşanların şiirleri, dört ayrı fasıldan ve her bir fasıl bir kitaptan müteşekkil manzum bir eser olup, öğretme bakımından olduğu kadar mısraların ahengi ve eserin ruhuna hakim tabiat sevgisi ve san’at heyecanı itibarile de hakiki bir değeri haizdir. M.Ö. 37-30 yıllarında yazılmıştır.
Cilt 1, sayfa 214’den.
 
“Fakat zeytin ağaçları körpe fidanlardan, üzüm kütükleri genç çubuklardan, mersinler kuvvetli dallardan, fındık ağaçları ise eşkin- ışkınlardan yetişir”
 
Cilt 1, sayfa 232’den:
 
“Bağlar asla batan güneşe karşı olmamalı ve üzüm kütükleri fındık ağaçlarnın arasına dikilmemelidir.”
 
Virgiliüs’ün çoban türküleri kitabındaki fındığa ait bükoliklerde pastoral nev’inin en mümtaz örneklerini teşkil eder. İki üç çobanın bir araya gelip konuşması şeklinde yazımış olan bu şiirlerde, fındık çok defa ilahi bir kisveye bürünülmüş bir halde önümüze konur.
 
Bükolikler- Beşinci türküden:
“Sevgili Mopsus, madem ki burada birleşmişiz, sen hoş kaval çalmakta mahirsin, ben şiir söylemekte, nedn bu yaprakları bir birine karışan karaağaçların, fındık ağaçlarının gölgesinde oturmayalım?…”
 
Yedinci türküden:
“Kavak Hercules’in, asma, üzüm Bacchüs’ün, mersin Venüs’ün defne Phpoebus’un hoşuna gider. Phyllis Fındık ağaçlarını sever, Phyllis onları sevdikçe onlar ne Venüs’ün mersin ağacına ve ne de defne ağacına baş eğmeyecektir. S.235
 
Shakespeare (1564-1616) “Yok yalancı olduğu muhakkak, yankesici, at hırsızıdır diyemem fakat, sadakatına gelince muhakka ki, içini kurt yemiş bir fındık kadar boştur dediği görülür.
 
TIP TARİHİNDE FINDIK: YUNANLILARDA
Sf.28-29
 
1800 yıl evvel miladın 1 inci yüzyılında Kilikya (Adana) civarında Anazarba’da yaşamış olan Yunanlı hekim Dioscorides’in doğu ve batıda bir çok dünya dillerinde çevrilmiş olan ve İstanbul’da Ayasofya Mahmut 1, Topkapı sarayı Ahmed 3 kitaplıklarında pek çok nüshaları bulunan bu kitaplarda fındıın tıb tarihine geçmiş en eski metni vardır. Bir çok resimleri ihtiva eden bu kolleksiyonun değerinden bahseden Türk alim ve hekimi Harzem’li Ebu Reyhan Biruni (972-1048) eğer Dioscorides bizim tarafta bulunmuş olsaydı nebatların hepsindeki kuvvet ve hasiyetlerini tetkik ile meydana çıkarır ve bunların hepsinin birer ilaç oldukları anlaşılırdı.. demekle kendisine ne derece ehmmiyet verdiğini anlatmalk istemiştir.
İlk defa 9.yüzyılın ortalarında İstefan Bin Basil tarafından Arapçaya, 951 de latinceye ve Süryaniceye çevrilmiştir. Ahmet 3 enderun kütüphanesi (2147) kayıtlı nushade:
 
“Fındk yağı kalitesinin üstünlüğünden, evsafından ve fındıktan yapılan lapanın şeker ve süle karıştırılmasından elde edilen içimi güzel, ferahlık verici ve öksürüğe karşı faydalı bir içkiden bahsolunmaktadır. Yine bu arada fındık yaprağı ve kabuğunun saçıkıbrıs (sulfat döser) ve şap ile (nitrat döşer) karıştırılmasından sarı boya elde edildiğini yazmaktadır.
 
ARAPLARDA
 
Eccamül müfradatil edviye liebnul baytar: cilt 1.s.119
 
Kahirede, Mısır kütüphanesindeki 3870 kayıt numarası ile sureti fotoğrafla çıkartılığp getirtilen bu tıbbi eserde, fındık hakkında verilen mücmel fakat çok etraflı bilginin Türkçeye tercümesi:
“Ebu Hanife; bunun Arapçası Elculuz, Farsçası da fındık olduğunu söyler”.
Ebukrat 8Hipokrat m.ö. 460) Fındık aklın inkişafına yardım eder.
El İsraili: Fındığın cevizden faydalı olduğunu söylerler, bağırsakların sonlarına doğru gaz yapar, iç kabuğu ile yenilirse kuvvetli gabız yapar, iç kabuğu soyup yenilirse hazmi daha kolay olur.
 
FOLKLOR
 
 
Fındığımı iç ettim
Yaylalara göç ettim
A kız senin yüzünden
Ben bu canı hiç ettim
 
Fındık çubuklarından
Yapacağım sepeti
Sana ben gelme dedim
Niye ettin evedi
 
Mani demeğe geldim
Fındık yemeye geldim
Meramım fındık değil
Kız seni görmeye geldim
 
Yalı boyu kayıklar
Kızlar fındık ayıklar
Sevenler sevdiğini
Gece gündüz ayıklar
 
TARİH
 
S.Motfel les Arbustes de Pot’a bakılırsa, fındık ilk defa 1665 tarihlerinde İstanbul’dan Avrupa’ya nakledilmiştir ki, bu C. Colurna’nın kitabına, Bizans fındığı diye girmiştir, bunun değirmendere de yetişen badem fındık olma ihtimali de vardır.
İstanbul’un Fındıklı mahallesinin Bizanslılar zamanında adı “gümüş belde” anlamındaki “Arkiropolis” tir. Buranın bu adla tanınmasından önce Aiontion namile meşhurdu. Bizanslılar burada Telamo’Nun oğlu Ajax namına yortular icra ederlerdi”.
 
TRABZON SALNAMESİNDE FINDIK
 
Tarih vesi
Kaları arasında hem resmi bir çeşit taşıması ve hem de fındık üretimi hakkında çok etraflı malumatı muhtevi bulunması bakımından 1319-1904 yılına ait Trabzon vilayeti salnamesi esaslı bir kaynak teşkil eder, şöyleki:
“Trabzon, Gireson,Ordu, Tirebolu, Görele ve Yomra taraflarında yetişip her sene pek külliyetli miktarda ihraç olunan fındık mahsülünün, mühim sanayii servetten olduğu malümdur, bu son senelerde Ordu kazasında dahi vasi fındı bahçeleri yetiştirilmesile anlaşıldığından, merkez sancağının daha bir çok yerlerinde bu yolda teşebbüsatta bulunmakla Samsun’da mutasarrıf beyefendi hazretlerinin himmetile güzel bir fındık bahçesi vücuda getirilmiş olduğu gibi, ziraatin terakkiyatı ahiresi hakkında Samsun ahalisine bir fikir verilmek maksadı ile, zatıali-i mutasarrıf-ı kendi taraflarından bir çok paralar sarfederek küçük bir nümune çiftliği tesis buyurmuşlardır.”
Trabzondan yapılan fındık ihracatına ait en eski kayıt da Cenevizliler zamanında olup, Klavyo’nun şahadetine atfen 1404 yılına kadar uzamankatdır.
Toscana büyük dükalığı ile ticari muahedeler kaleme alınmıştırki sayısı, Venedik Cumhuriyeti ile yapılan anlaşmalara yakındır.
 
Rusya devleti ile yapılan ilk ticaret muahedenamesi 921-1515 yılına tesadüf eder. Bu münasebetin tesisi vesikalarda şöyle anlatılır. ……..
 
1782 yılında tanzim ve Beyoğlunda Bağdat köşkünde tastik olunan 81 maddelik ticaet muahedelesinin 47 inci maddesinde, Rusya’ya ihraç olunacak emtia ve eşya meyanına fındığın da ithal edilmiş bulunduğu görülür. Bu madde aynen alınmıştır:
 
Dr. Stenhon Rnart da Türk devletinin kendi toprakları üstünde ve o topraklardan aldıkları meyvelerden ve o toprakları işleyen insanların emeği ile yaşadığını bu devletin bu topraklar üstünde yetişen bin bir çeşit mahsüllerinin ve mallarının karşılıklı mubadelesi ile, iktisaden ayakta tutunduğunu yazar
Bu kitaptan.
 
1878 4.568 ton 67.218 lira, fiyatı 14.72
1878 5.414 ton, 73.289 lira, fiyatı 13.54
1878 -1913 yılları arasında en düşük fiyat 1883 yılında 10.99 en yüksek fiyat 1913 50.71
En düşük miktar fındık 1878 4.568 ton , en yüksek miktar 1910 yılında 33.360 (240.519 lira) Sf.53
 
1906-1917 yılları zarfında dış memleketlere yapılan fındık ihracatından muhtelif devletlerin aldığı gümrük resimlerine ait derlenen pozisyonla bu bölüm sona erdirilmiş olacaktır.
Memleket isimleri ve gümrük hadleri
 
Almanya (100 kilo fındık için) 2.00 Mark
Fransa (“ ) 4.50 Frank
Rusya (“”) 2.25 Ruble
Amerika 100 kilo kabuklu 23.00 liret, iç fındık 46 liret
 
DÜNYA ANSİKLOBEDİLERİNDE FINDIK
 
 
İçinde yaşadığımız yüzyılın sayısıyla fındık meyvesinin 4784 yılından ber
i tanınan bir mahsül olduğunu Çünking’den getirilen parşömenin tercümesinden öğrenmiş bulunuyoruz ve halen elimizde bundan eski bir vesika da olmadığını belirtmiştik.
 
ÇİN ANSİKLOBEDİLERİNDE FINDIK
 
Çin’de fındık, önce 968-975 arasında K’ai-po adlı kitap bu çağın nebatı olarak bahsetmiştir ki bu bilgi de milattan evvel birinci yüzyılsa Li-Chi’nin merasimler kitabından iktibas olunmuştur. Orada kızların fındık ve kestane ile meşkul oldukları kayıtlıdır.
Shinisu’nun milattan sonra 2.yüzyılda basılmış (şarkılar kitabı9 nın tefsirinde de Liao-tung bugünkü güney Mançurya ve Shang-tang, Pekin civarında bir kazada iki nevi fındık bulunduğunu söyler.
Chengd şöyle der; “Shansi eyaletinde Lu-fong’de çok fındık vardır…Araştırmalar kitabı, meyveler bölümü, bap, 17, sayfa 484-486 da.
 
JAPON ANSİKLOBEDİSİNDE FINDIK
 
 
Japon ansiklobedisinin 8 inci cilt 665 inci sayfasındaki fındığa ait yazının tercüme ve özeti şudur;
“Fındık ağacı, 6 ila 10 metre yüksekliğinde olup ilk baharda çiçek açar, sert bir kabuk içindedir, beyaz ve yuvarlaktır, tadı kestaneye benzer, dağlarda yetişir.
Bulunduğu yerler: Bunlara Çin’De Kore ve Japonya’da rastlanır, Corylus Heterophitlia cins fındığın menşei Japonya2dır.
 
YUNAN ANSİKLOBEDİSİNDE FINDIK
 
Pyrsos yayınevi tarafından bastırılmış olan Yunan büyük ansiklobedisinin 15. cilt, 959’uncu sayfasındaki fındık yazısından (Sf.56)
“Fındık (Botanik tabiriyle- Korylus) fidanlar cinsinden Kupiliferes ailesinden, yüksekliği azami 5 metreyi geçmeyen küçük ağaçlardandır. Dalları inceli ve hemen düz, yaprakları yuvarlakça ve alt tarafı tüyşlü, çiçekleri münferittir. Erkekleri güzün, dişileri ise ilkbaharda meydana gelmektedir.
 
Meyvası “Leptokarion (ince ceviz) amme dlinde “fındık” ismini taşımakta olup, içinin zurufi çizgilidir ve yemesi hoştur. Bir tek thumu ihtiva eder. Fındığın içi yağlı ve kendisine ait hususi bir rahiyası vardır. Fındık gerek kuru gerek se yaş istimal edilir, yemeklerden sonra yenir şekercilik ve pastacılıkta büyük miktarda sarfiyatı vardır.
 
Yunanistan’da ve Anadolu’da üç türlü fındık vardır; ağhiyar, aynaroz ve Trabzon fındıkları. Ağhiyar fındıklaının randımanı %55-60, aynaroz’un %50, Trabzon’unkilrerde %45 dir.
Fındık ağacının meyvesinden başka odununun da kıymeti vardır. Marangozluğa ait şeylerde ve barutun imaline yarar odun kömürü dayanıklıdır, uzun ve elastiki olan dallarından küfe çemberleri ve ev eşyaları için kullanılmaktadır. Bir zamanlar fındık dallarının esrarengiz evsafları bariz olduğunu ve o zaman sihirbazları ve istikbalin bilgicileri tarafından su menbelarile, maden yataklı topraların bulunması için kullanılırdı.
Verimli yerleri dağlıkve derin topraklı veya nemli ve sulanablir yerlerdir. Zengin, gıda verici zeminlerde ağaçların tekamülü daha kolay ve çok olur. Az bir müddet zarfında da bol meyve vermiye başlar. Fidanları yiyen böceklerden ve fındığa fazla tahribat veren, Balaninus böceğidirki onun kurtu gıdasını içindeki meyvesinden alır ve beslenir. Bu böceğin imhası için ağaçların Acide Arsenical (yani ARSENİK ASİDİ SOLÜSYON HALİNDE) İLE TÜTSÜLEMK LAZIMDIR. Fakat bu tütsüleme ancak meyvenin içi katılaşmış olmasından sonra yapılması lazımdır. Fındığın on türlü cinslerinden en ziyade maruf olan Corylus Byzautina ile Corylus Avellana’Dır. Bunlardan birincisi küçük ağaçtır ki Avrupanın bir çok yerinde ve Yunanistan’ın Pindos ve Akarnaniya’Nın dağlık arazilerinde tesadüf edilmektedir.
Bu yabani fındık namiyle maruftur. Çok yerlerde süs için imar edilmektedir. İkinci cins ise bildiğimiz fındıktır ki, bunun bir nevi türbünlü (Corylus Avellane maxima) denilmektedir. Meyvesinin mükemmeliyetinden dolayı Avrupa’Nın muhtelif yerlerinde imar edilmektedir. Diğer eksotik fındık cinslerinden Amerikan fındığı (Corylus Americana) ve (Corylus Rostata) dırlar. Bunların menşei Amerika’dır.
 
İTALYAN ANSİKLOBEDİSİ
 
Treccani İtalya büyük ansiklobedisinin 24 üncü cilt 875-876 ıncı sayfalarındaki fındığa dair bilgi:
“Menşei muhtemelen Asya olan fındık ağacı belutiye fasilesindendir. Çoktanberi getirilmiş bulunduğu İtalya ve Avrupa’da kendiliğinden çoğalmış olup, İtalya’da bilhassa “Avellino” eyaletinde ( bu eyaletin ismine izafeten avellena, fesmiye olunur) ve Sicilya’Da yetiştirilmektedir.
Fındık ağacı 2 ila 5 metre yüksekliğinde bodur bir ağaçtır, yapraklarının vzaiyeti yaygın ve düzensizdir, ağaçlıklarda ve 1200 metreye kadar yüksekliklerde bulunur.
…………..
Fındık ağacının yetişmesine en elverişli toprak 400 ila 900 metre yüksekliklerdeki derin, serin, yumuşak, kabili nüfuz ve rüzgarlara pek maruz olmayan topraktır. Tohum veya hışkınla çoğalır, aşılanmas pek enderdir, en elverişli nev’i çubuklu olanıdır. Meyve vermesi 4 sene sonra başlayıp 7-10 sene kadar devam eder. Fındık taze ve kuru olarak yenildiği gibi, şekerleme saanyinde ve çikolatanın imalinde kullanılır. Fındık ağaçlarının yakılmış hışkınları üzerinde “polyporus corylinus” denilen gayet iyi bir mantar biter. Buna “Latium” tepelerinde ve bilhassa “Rocca di Papa” havalisinde sık sık rasytlanmaktadır.
 
Fındık’lar Avupa, Asya ve Amerikan mutedil iklimli bölgelerinde yetiştirilen “Corylus”un muhtelif çeşitlerinin meyveleri “Corylus avellana” denilen nev’i avellino eyaletinde, Sicilya’Nın Caltanisetta, Messina, Catania, Palermo eyaletlerinde Viterbo eyaletinde kendiliğinden yetişir. Corlus colurna denilen nev’i ise Anadolu’da Hopa ile Fatsa arasındaki sahil bölgelerinde, Kafkasya ve Batı Çinde yetişir.
Menşei itibarile de aşağıdaki nevlerine ayrıl:
a) İtalyan fındığı yani avellino veya Napoli fındığı, Sicilya fındığı “piazza armerina”, CASTİGİONE”, ihracata elverişli fındıklar büyük yuvarlak olup sert kabuklu ve bundan ötürü daha kabili muhafaza olandır.
b) İspanyol fındığı, bu nevi fındıklar Biscare eyaletinde Gijondan gelen Spenish” ile Tarragona’dan gelen “Barselona” kalitelerine ayrılır.
c) Türk fındığı,bu nev’i fındıklar Gireson ve Trabzon malı diye ayrılır
 
AMERİKALILARDA
 
Kuzey Amerika’da üç çeşit yerli tip fındık vardır, bu fındıklar Avrupa fındıklarından daha ufaktır, en tanınmış nev’i Corylus Amerikana’dır. Bulunduğu yerler; Maine, Ontorio ve Covoda’dan Flori
Da ve Kansas’a kadar.
Corlus Rostrata fındıkları (Gogoli9 Hovo Scatia ve Britisl Colimbia (Covoda) dan Georgia, Kansas ve Oregon’a kadar bulunur.
Corylus, Kalifornia- British Kolumbia’dan orta Kalifornia’ya kadar yetişir.

Yazı kategorisi: GiRESUN VE FINDIGIN TARiHi | » yorum bırak;

FINDIK ÜRETIMINDE VE PAZARLAMA POLITIKASI

Yazan: findik28 Mayıs 1, 2008

ÜLKEMİZ MİLLİ MEYVESİ OLAN FINDIK YETİŞTİRİCİLİĞİNDE UYGULANMASI GEREKEN ÜLKESEL VE BÖLGESEL GERÇEKÇİ POLİTİKALAR

 

 

Yrd. Doç. Dr. İsmail Hakkı KALYONCU

kalyon@selcuk.edu.tr

Selçuk Üniversitesi Ziraat Fakültesi 

Bahçe Bitkileri Bölümü

Kampüs/KONYA

Türkiye’deki üretimi çok eskilere dayanan fındık, geleneksel ihraç ürünü olma niteliğini devam ettirmekte ve ülkemiz ekonomisine oldukça önemli katkıda bulunmaktadır. 2003 yılı verilerine göre 708.389 ton olan dünya fındık üretiminde ilk sırada yer alan ülkemiz, dünya üretiminin yaklaşık % 70’ini üretmektedir (Anon., 2004a; Kutkan, 2002).

Fındık üreten ülkeler arasında saha, üretim ve ihracat bakımından ilk sırada yer almamıza karşılık, birim sahada alınan ürün bakımından diğer üretici ülkelerin gerisinde bulunmaktayız. Yıldan yıla dalgalanma göstermekle birlikte ülkemizdeki fındık üretim artışı denetimsiz ve kontrolsüz olarak genişleyen üretim sahasından kaynaklanmaktadır (Anon. 2004b).

Yoğun olarak Karadeniz Bölgesinde yetiştirilen fındık, maalesef ürün planlaması yapılmadığından bugün ülkemizin 33 ilinde üretilmektedir. Fındığın dünyada en kaliteli ürünlerinin elde edildiği ve standartlarının belirlenmesinde en etkili olan, doğal ve ekolojik şartları nedeniyle en iyi yetiştirme ve 1. standart bölgesi Artvin, Rize, Trabzon, Giresun ve Ordu illeri olmakla birlikte yetiştiricilik denetimsiz olarak çok geniş alanlara dağılmış bulunmaktadır. Buda fındıkta kalite ve verim üzerinde olumsuz etkilerde bulunulmaktadır.

Ayrıca Trabzon, Giresun ve Ordu illerinde fındık üretimi yapan işletmelerin % 61’inin, başka bir ifade ile 240 bin işletmenin en önemli tarımsal geçim kaynaklarının başında fındık gelmektedir. Ekonomik olarak 395 bin aile yaklaşık 540 bin hektar alanda fındık üretimiyle uğraşmakta olup, bu da tahminen 2 milyon nüfusa tekabül etmektedir (Kutkan, 2002).

Beslenmemizde önemli bir yeri olan fındık günlük yaşantımızda çok geniş şekilde tüketilen bir yiyecek olmamakla birlikte, çerez olarak, çeşitli şekilde işlenerek tüketildiği gibi, gıda sanayiinde de yaygın olarak kullanıl-maktadır. Ayrıca fındık dünyada en çok aranan kuru meyve özelliğini yıllardan beri korumaktadır. Kuru meyveler arasında kullanım alanı % 35 civarında olan fındığın yaklaşık % 75’i de ülkemizden ihraç edilmektedir (Kutkan, 2002).

Fındık kabuğu ülkemizde çoğunlukla yakacak maddesi olarak kullanılmaktadır. Oysa fındık kabuğu çeşitli sanayi kollarında hammadde, odunu yakacak ve bazı kullanım eşyaları yapımında, yaprak ve meyve zurufu organik gübre olarak çok rahat kullanılabilir (Kutkan, 2002; Anon. 2004c).

Ülkemizdeki dikim alanlarındaki artışa paralel olarak üretimde meydana gelen artış ve özellikle İtalya ve İspanya’nın üretimi artırması dünya fındık üretimini artırır iken tüketimde çok fazla artış olmamıştır. Türkiye’nin ihracattaki payının zaten yüksek olması ve diğer üretici ülkelerin fındık ürün miktarını artırması neticesinde oluşan pazar darlığından dolayı bazı yıllar ülkemizde büyük miktarda fındık stoku oluşmakta ve ülke ekonomisi bu durumdan olumsuz etkilenmektedir (Kutkan, 2002).

Milli ürün olmayı hak eden, dünya üretim ve ihracatı açısından birinci sırada olduğumuz fındığın muhafaza etmekte olduğu bu durumunun geliştirilmesi yanında, en azından mevcut durumunu koruyabilmesi için gerçekçi politikalar ve alınması gerekli bir dizi tedbirlere ihtiyaç duyulmaktadır. Fındığın, birçok yetiştiricilik, üretim ve pazarlama sorunları ile birlikte, bu milli ürünü geniş anlamda daha iyi konuma getirmek için gerçekçi ülkesel ve bölgesel politikaları hayata geçirme zorunluluğu vardır.

FINDIKTA MİLLİ BİR POLİTİKA OLUŞTURMANIN EN ÖNEMLİ SORUNLARI VE ALINMASI GEREKLİ TEDBİRLER

Bu sorunları 3 gurup altında toplamak mümkündür. Bunlar;

A- UYGULANMASI GEREKLİ DEVLET TARIM POLİTİKALARI ve ALINMASI GEREKLİ TEDBİRLER

1) Ülkemizin Dolayısıyla Bölgemizin Bitki Haritaları Çıkarılmalı.

Son yıllara kadar tarım ülkesi olarak bilinen Türkiye, tarımdaki yanlış politikalar sonucunda, tarım ülkesi olmaktan çıkmış, ihraç eden ülke konumundan ithal eden bir ülke konumuna düşmüştür. Genel olarak Türk tarımındaki birçok problemin yanında, çok önemli bir problem olarak gördüğümüz ve bir an önce hayata geçirilmesi gereken çözüm “Türkiye Bitki Haritası”nın çıkarılmasıdır (Kalyoncu, 1999a).

2) Fındığın 33 Civarında Yetiştiriciliği Yapılan İl Sayısı ve Yetiştiriciliği Yapılan Bölgeler Mutlaka Yapılacak Olan Doğru Planlamayla Daraltılmalıdır. Üretim Kaliteli ve Verimli Olan Gerçek Ekolojisine Çekilmelidir.

Milli meyvemiz olan fındık kendi üretim bölgesinden diğer merkezlere olan insan göçü ile birlikte götürülmüş, buna ek olarak tarımda ciddi anlamda uğraşmayan ve arazilerde üretim yapmayan arazi sahipleri sadece yaz tatilinde değerlendirilmek amacıyla arazilerine fındık dikmişlerdir. Bazıları da kendi bölgelerinde yetişebilirliğini denemek amacıyla hiçbir planlama ve yetiştiricilik teknikleri uygulanmadan fındığı yetiştirme alanları dışına çıkarmışlardır.

Taban alanda yetiştiriciliği uygun olmayan, ayrıca bu arazilerde daha karlı ve birden fazla ürün alınabilecek olunmasına rağmen böyle arazilere fındık dikmek suretiyle fındık alanları 33 il dahiline yayılmıştır. Böylece ekolojisi ve doğal yetiştirme alanı dışına çıkarılan fındıkta verim ve kalite düşüklüğüne sebep olunmuştur

Bu nedenle hem diğer ürünlerin karlı ve kaliteli yetiştiriciliği yapılan alanlar hiçbir denetim olmadan fındık dikilmek suretiyle işgal edilmiş, fındık alanları genişletilmiş, hem de daha karlı diğer ürünlerin yetiştiriciliğinin yapılabileceği alanlar daraltılmıştır. Fındık hem doğal coğrafyası olan, yetiştiriciliği ile erozyonu önleyen hem de bölge insanının sınırlı geçim kaynaklarından biridir. Fındık dikim alanlarının bölge dışına çıkarılması suretiyle aile başına düşen arazi varlığı zaten düşük olan ve coğrafi yapısı itibarıyla sınırlı bitkisel üretim yapılabilen bölge çiftçisinin geçim kaynağına kalitesiz üretimle ortak olunmuştur. Böylece üretimdeki bu plansız artışla birlikte bölge çiftçisinin sosyo-ekonomik yapısı zayıflatılmıştır

Ayrıca önemli tüketim alanları olan gelişmiş ülkelerde nüfus artışındaki gerilemelerden, diğer üretici ülkelerin de fındık alanlarını artırması ve yeni pazarların oluşturulamamasından fındık dış satımında dünyada önemli yeri olan Türkiye’de yapısal sorunların yanında teknik sorunlarda da artış görülmüştür. Böylelikle artan üretime paralel olarak tüketimi yapılamamasından dolayı pazarlama ve stok sorunlarıyla karşılaşılmaktadır

Bütün bunlardan dolayı ciddi ve uzun vadeli bir milli politika ve planlamalarla fındık alanları doğal yetiştirme alanlarına ivedilikle çekilmelidir. Verim ve kaliteyi artırmak amacıyla fındık taban arazilerden, yetiştiriciliğini olumsuz etkileyen iklim alanlarından sökülmelidir. Üretim fazlalığı, stok, depolama zorunluluğu, pazar sorunları yanında zaten küçük arazi varlığına sahip bölge çiftçisinin sosyo-ekonomik yapısını daha da bozmadan fındık yetiştiriciliğini doğal yetiştirme alanı olan Ordu, Giresun ve Trabzon illerine çekmek kaçınılmaz hale gelmiştir. Bu uygulamayla sosyal bir sorun olan göçler de bir ölçüde engellenmiş olacaktır.

3) Tarımsal Faaliyetlere Yasal Çerçevede ve Yasa Emriyle Mutlaka Uzman Denetimi “Ziraat Mühendisliği Denetimi” Getirilmelidir.

Hiçbir meslek alanında olmayan, fakat tarımsal alanda Ziraat Mühendisliği sınırları içinde çok sık rastlanan, yeterli bilgiye sahip olmayan kişi ve kuruluşlar hiçbir uzman denetimine tabi olmadan veya hiç Ziraat Mühendisliği hizmeti almadan tarımsal üretime geçebilmektedir. Bu yanlış uygulama üretim ve kaliteyi düşürdüğü gibi birçok sorunu da beraberinde getirmektedir. Bütün bu konular dikkate alınarak tarımsal alanda üretim yapacak kişi veya kuruluşlara mutlaka ve mutlaka bir denetim getirilerek hizmet verilmelidir.

Bu doğrultuda yasal düzenlemelerle tarımsal alanda “Ziraat Mühendisliği Denetimi ve Hizmeti” getirilmelidir. Özellikle belli ölçeklerdeki tarım kuruluşlarına yeterli Ziraat Mühendisi istihdamı şart koşularak, çiftçi faaliyetleri de bu çerçevede denetim altına alınmalıdır (Kalyoncu, 1999a; Kalyoncu, 1999b).

4) Taban Fiyatlar Kaldırılarak Üretim Doğrudan ve Yeterli Oranda Desteklenmelidir.

Eski bir uygulama olan ve geçerliliğini yitiren taban fiyat uygulaması kaldırılarak üretici birlikleri organizasyonlarıyla fiyatlar borsalarda oluşturul-malıdır. Ürün değeri oluşumu bazı tarım ürünleri olan kiraz ve elmada olduğu gibi serbest piyasada oluşturulmalıdır. Bunun yanında çiftçi gelişmiş ülkelerde olduğu gibi desteklenmelidir. Tarımda destek uygulaması yapısal sorunlar çözülerek ürüne dolayısıyla üretime doğrudan yapılmalıdır (Kalyoncu, 1999a).

5) Tarım Yüksek Kurulları Oluşturulmalıdır.

Ülkemizde arazi rantının artması, plansız şehirleşme, sanayileşme ve turizm faaliyetleri sonucu tarım alanları ve tarım topraklarının amaç dışı kullanımları, tarımda telafisi çok güç olan problemler yaratmaktadır. Üründeki plansızlığı da bunlara eklediğimizde önemli ve kaliteli ürünlerdeki üretimimiz gerilemiştir.

Bütün bunlar dikkate alınarak, tarımsal alanda yapılacak her türlü faaliyet ve uygulamalar bu konularda uzman görüşü denetimine tabi tutulmalı ve yasal çerçeve içinde “Tarım Yüksek Kurul” yapıları oluşturulmalıdır. Bu kurul denetiminde “Tarımsal Sit Alanları” oluşturularak tarım sahalarının yok olması, ürün deseninin bozulması ve tarım topraklarının amaç dışı kullanımı engellemelidir (Kalyoncu, 1999a; Kalyoncu, 1999b).

B- YAPISAL SORUNLAR ve ALINMASI GEREKLİ TEDBİRLER

1) Bitki Haritaları Çıkarılarak, Bu Haritalar Temel Teşkil Edecek Şekilde Bölge ve Yörelerin Ürün Deseniyle Birlikte Üretim Çeşitliliği Belirlenmelidir.

Bu amaçla bitki haritalarına uygun olarak bölgesel bitki deseni belirlenerek, bu desene göre yetiştiricilik yapılmalıdır. Bunun neticesi olarak ta bölgenin doğal bitkileri ile birlikte yetiştirilecek ürün çeşitliliği belirlenmiş olacaktır (Kalyoncu, 1999a).

2) Gerçek Çiftçiler veya Üreticiler Belirlenerek Tarımda Çalışan Nüfus Gerçekçi Olarak Ortaya Konulmalıdır.

Tarımdaki bunca sorunun yanında çiftçi veya üreticinin kimliği tam olarak belirlenmemiştir. Hiçbir iş kolunda mevcut olmayan bu düzensizlik ve belirsizlik verim, kalite, istatistik ve milli gelirin dağılımının yanında sosyal yapının belirlenmesinde ve planlamalarda da sorunlar yaratmaktadır. Dileyen her vatandaş hiçbir izin ve doğru bilgi almadan denetimsiz bir şekilde tarımsal üretime geçebilmektedir. Dolayısıyla birçok mesleğe sahip kişiler aynı zamanda çiftçi veya üretici olabilmektedir. Bu denetimsizlik tarımsal üretime ayrıca bir sorun eklemektedir.

) Üretici Birlikleri Mutlaka Kurulmalı ve Ürün Borsaları Oluşturulmalıdır.

Son yıllarda tarım alanında üretici birliklerinin önemi gittikçe artmaktadır. Kooperatifleşme Türk insanı sosyal yapısına uyum gösterememesi nedeniyle bu konudaki doğan boşluk tam anlamıyla doldurulamamıştır. Bu nedenle Türk çiftçisi birçok güçlükle üretmiş olduğu ürününü çoğu kez maliyetinin altında satarak sadece kendi iş gücünden kazanç sağlamaktadır. Üretimden kaynaklanan büyük kar payını hemen hemen hiç emek harcamadan hasattan tüketiciye ulaşana kadar aracı kişi ve kuruluşlar kazanmaktadır. Hem üretici az kazanmakta ve hem de tüketici yüksek fiyattan tüketim yapmaktadır.

Emek harcamadan kazanç sağlayan aracı kişi ve kuruluşları aradan kaldırıp, ürün üretici birlikleri vasıtasıyla direk üreticiden tüketiciye ulaştırılmalıdır. Böylece üretimden elde edilecek olan kar gerçek üretici olan çiftçiye yansıtılacaktır. Üreticilerin çok yararına olan bu birliklerin vakit geçirilmeden oluşturulması gerekmektedir. Bu milli üründe dünya üretiminde önde olmamıza rağmen fındık borsasını ülkemizde oluşturamamış durumdayız. Üretici birlikleri marifetiyle birlikte bu borsasının da ülkemizde oluşturulması sağlanmalıdır.

4) Tarımsal Ürün Sigortası Yaygınlaştırılarak Uygulanmalıdır.

Tarımda sigorta uygulaması mutlaka uygulamaya konularak yaygınlaştırılmalıdır. Sigorta uygulamasının önemi sanırım 2004 yılı ilkbahar donlarının bölgemizde fındığa verdiği zararla daha fazla anlaşılmıştır.

5) Fındık Danışma, Araştırma ve Strateji Geliştirme Merkezi” Oluşturulmalıdır

Türk fındığının tüm yönleriyle en iyi şekilde değerlendirilebilmesi, yeni gelişmeleri yakalayabilmesi, stratejilerin belirlenmesi ve ihtiyaca göre güncel politikalar geliştirmek amacıyla ilgili uzmanlar ve ilgili sektör temsilcilerinin oluşturduğu, aktif çalışan, üretici, özel sektör, birlik ve borsalar tarafından doğrudan desteklenen “Fındık Danışma, Araştırma ve Strateji Geliştirme Merkezi” oluşturulmalıdır.

C- TEKNİK SORUNLAR ve ALINMASI GEREKLİ TETBİRLER

1) Ürün Deseninin Belirlenmesiyle Bölgeye Uygun, Verimli Olacak Tür ve Çeşitler Artırılacağı Gibi Bölge Üretimi Mono Kültür Olmaktan Çıkarılmalıdır.

Bitki haritasının çıkarılması ve ürün deseninin belirlenmesi neticesinde ürün çeşitliliği oluşturularak bölgede mono kültürü yapılan üretime alternatif ürünler ve karlı ürün çeşitliliği katılmalıdır. Ayrıca bölgeye uyumlu tür ve çeşitlik artırılarak, verimli çeşitlerin adaptasyonları sağlanmalıdır.

Özellikle bitkisel ürünlerde diğer ürünler karlı dahi olsa mono kültür üretimine olan devlet desteğinden dolayı bu güne kadar alışılagelmiş geleneksel yöntemler devam edecek, diğer ürünlerin karlılığı ve yetiştiriciliği tamamen engellenecek ve birçok sorunla karşılaşılacaktır. Buna en çarpıcı örnek ise yine bölgemizden olmak üzere mono kültür üretimi yapılan tütün, çay, fındık yetiştiriciliği verilebilir. Bu örnekte olduğu gibi Karadeniz kıyı şeridinde Samsun’dan Sarp’a kadar diğer bitkisel ürünlerin üretimi engellenmiştir.

Mono kültürde devlet desteği ve garanti beklentisi hem plansızlıktan kaynaklanan üretim fazlalığını, kalitesizliği ve hem de üreticiyi tembelliğe alıştırmaktadır. Bunun sonucu üretici farklı ve karlı yeniliklere kapalı kalmaktadır. Bu da fındık yetiştiriciliğinde var olan sorunları büyütecektir (Kalyoncu, 1999a).

2) Mevcut Eski Yaşlanmış Fındık Bahçeleri Standart Çeşitlerle Gençleştirilmelidir.

Ülkemiz fındık yetiştirme bölgelerindeki mevcut bahçelerin büyük çoğunluğu yaşlı olup, aynı bahçedeki dip sürgünleriyle aynı kök üzerinde gençleştirme yapılmaya çalışılmaktadır. Standart çeşitlerden oluşmamış ve yaşlı olan bu bahçeler sökülerek standart çeşitlerle gençleştirme yapılmalıdır.

3) Fındık Yetiştiriciliği Artık Tembel İşi Olmaktan Çıkarılarak Tekniğine Uygun ve Modern Bir Yetiştiriciliği Yapılmalıdır.

Bölgedeki mevcut bahçeler arazi boş durmasın anlayışıyla veya yaz mevsiminde tatile memlekete geldiğinde ürünü hasat etmek suretiyle değerlendirme tarzından vazgeçilmelidir. Yetiştiricilik ikinci bir iş veya bir teminat olarak görülmemelidir. Mevcut bahçelerde modern yetiştirme teknikleri doğrultusunda yetiştiricilik yapılarak bahçeler kurulmalı, bu doğrultuda kültürel uygulamalar yapılmalı ve bu faaliyet kolunun bir üretim ve geçim kaynağı olduğu mutlaka bilinmelidir.

4) Yapılacak Planlamalarla Fındıkta Organik Tarım Uygulamasına Geçilerek Dünyadaki Öncülüğü Yapılmalıdır.

Dünyadaki gıda tüketimi ile ilgili tüketici eğilimleri doğrultusunda tüketicilerin bilinçlenmesiyle ortaya çıkan doğal beslenme ve sağlığa verdikleri önem de dikkate alınarak organik tarıma da bu gelişme doğrultusunda önem verilmeli, organik fındık üretiminde dünya pazarlarında öncü duruma geçilmelidir.

5) Kabuklu Fındık Dış Satımı Yerine Tümüyle İşlenmiş Ürün Halinde Dış Satıma Sunulmalıdır.

Fındık dış satımında ham madde olarak kabuklu fındık yerine tam mamul halde fındık ürünlerini pazarlama konumuna geçilmelidir. Bu sayede hem iş sahaları artırılarak istihdam yaratılacak, iş gücü değerlendirilecek ve hem de katma değer ülkemizde kalacaktır. Bu yolla ülke ekonomisine ayrıca önemli katkı sağlanmış olacaktır

6) Fındıkta Standart Çeşitler Milli Bir Marka Haline Getirilmeli Markalaşmaya Mutlaka Gidilmeli ve Dünyada Türk Fındığı Markası Tanıtılmalıdır.

Ülkemiz milli meyvesi ve dünya üretim ve ticaretinde çok önemli bir yere sahip olan fındık bu güne kadar farklı çeşitlerde ve farklı firmalar tarafından pazarlanmaktadır. Aynı alanda yetiştiriciliği yapılan bölgeler itibarıyla aynı kalite ve standartta olan fındık ürünü pazarlanırken, farklı marka ve farklı fiyatlarla satışa sunulmaktadır. Dolayısıyla alıcı firmalar bu durumu da değerlendirerek fiyat indirimine gitmekte, rekabet ortamı yaratarak ürün satış değerinde düşüşler yaratmaktadır.

Oysaki standart çeşitlerle, her çeşit için milli tek bir marka oluşturmak suretiyle yapılacak pazarlamalarda bu sorunlar ortadan kalkacağı gibi, ayrı ayrı firma tanıtımları tek elden yapılarak Türk fındığının dünya piyasalarındaki tanıtımı daha ucuz ve etkili olacaktır. Türk fındığı her çeşitten standartlara uygun bir şekilde tek milli markayla dünya pazarlarında çok ciddi bir şekilde tanıtılmalıdır.

SONUÇ VE ÖNERİLER

Milli ürünümüz olan fındığın ülkemizde ve dünyada hak ettiği yeri koruması ve daha ileri bir konuma gelebilmesi için uygulanması gerekli olan ülkesel ve bölgesel gerçekçi politikalar ve çözüm önerileri yukarıda üç ana başlık halinde özetlenerek sunulmuştur. Bunun yanında pazar ve pazarlamadan kaynaklanan ilave tedbirlerle fındık bugünkü sorunlarını önemli bir miktarda aşmış ve ileri dönemlerde karşılaşılacak sorunların giderilmesinde alt yapı da oluşturulmuş olunacaktır.

Bu gün iç pazar darlığını gidermek, fındığın kullanılmasını daha da yaygınlaştırmak için toplumun gelir seviyesinin yükseltilmesi, fındık yan ürün çeşitliliğinin geliştirilmesi, gıda ve sağlık bakımından tüketicilerin bilinçlendirilmesi yönünde tanıtım ve yatırımlar yapılmalıdır. Ayrıca fındık ihracatı da günün koşullarına göre desteklenmelidir.

         Yukarıda sayılan hususlar dikkate alınarak bu yönde uygulamalara geçildiğinde fındık bu günkü sorunlarından kurtulmuş olacaktır.

Yazı kategorisi: FINDIK ÜRETIMINDE YAPISAL SORUNLAR | » yorum bırak;

Türkiye’de Fındık ve Fındık Yağı

Yazan: findik28 Mayıs 1, 2008


Betulacea familyasına mensup olan fındık, yurdumuzun çeşitli bölgelerinde yetişmekle beraber, yoğun olarak Kuzey Anadolu sıra dağlarının Karadeniz’e bakan yamaçlarında yetiştirilmektedir. Ülkemizdeki kültür fındıkları 5-6 m boylanabilir ve Corylus Avellana ile Corylus Maxima türlerinin melezleridir. Türk fındığı, kalite olarak Giresun ve Levant olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Giresun kalite fındık, tadı ve içerdiği yağ oranı ile yeryüzünün en üstün özellikli fındığıdır. Giresun ile Trabzon’un Beşikdüzü, Vakfıkebir, Çarşıbaşı ve Akçaabat ilçelerinde yetişir. Levant kalite fındık, daha az yağ içerir. Trabzon ve bir bölümü ile Ordu, Samsun, Bolu, Sakarya, Zonguldak ve Bartın illerinde yetişir.

Ülkemizde yetiştirilen başlıca fındık çeşitleri aşağıda yer almaktadır ;

  • Kabuklu Tombul Fındıklar: Tombul, Palaz, Mincane, Gök, Kalınkara, Kan, Cavcava ve Delisava (Çakıldak)
  • Kabuklu Sivri Fındıklar: Sivri, İncekara, Kuş.
  • Diğer Kabuklu Fındıklar: Badem, Foşa, Kargalak, Ordu İkizi.

Karadeniz bölgesinde fındık yetiştiriciliği halkın önemli gelir kaynağını oluşturmaktadır. Fındık ihracatı ülkemiz açısından da önemli bir ekonomik girdi sağlamaktadır. Türkiye, yıllık dünya üretiminin yaklaşık %65-75′ini gerçekleştirmektedir. Türkiye’nin 2001 ve 2002 yılına ait fındık ihracatı ülkeler bazında aşağıdaki tabloda görülmektedir.

 

2002 ÜRÜNÜ

2001 ÜRÜNÜ

TOPLAM

(Ton/İç)

(Ton/İç)

(Ton/İç)

AB ÜLKELERİ

41.035,80

1.243,40

42.279,20

AB DIŞINDAKİ AVRUPA ÜLK.

3.347,20

297,7

3.644,90

DENİZAŞIRI ÜLKELER

2.892,70

82,9

2.975,60

DİĞER ÜLKELER

1.516,40

79,5

1.595,90

TOPLAM

48.792,10

1.703,50

50.495,60

Ülkemizde gıda sanayiinin gelişmesiyle birlikte fındığın kullanım alanı da oldukça genişlemiştir. Fındık; çikolata, bisküvi, şekerleme, tatlı pasta, dondurma imalatında kullanılmaktadır. Ayrıca fındığın çerez olarak kullanımı da yaygındır. Fındık meyvesinin bileşiminde ; %60-70 yağ, %20 karbonhidrat, %15 protein, %5 su bulunmaktadır. Yüksek yağ içeriği nedeniyle fındık, yağ üretiminde de kullanılmaya başlanmıştır. Yüksek yağ içeriği yanında fındık; mineral ve vitaminler açısından da önemli bir kaynaktır. Fındıktaki vitaminlerin (mg/100gr);0.33 B1 Vitamini, 0.12 B2 vitamini,1.75 Niacin, 0.24 B6 Vitamini, 31.4 E vitamini, fındıktaki minerallerin ise (mg/100gr):5.8 Demir, 160.0 Kalsiyum, 2.2 Çinko, 655.3 Potasyum, 2.1 Sodyum, 161.2 Magnezyum, 1.3 Bakır, 5.1 Mangenez. olduğu saptanmıştır.

 

Fındık yağının bazı özellikleri aşağıda yer almaktadır;

 

    

 

Yoğunluk

(20°C)

0,9126

 

Kırılma indeksi

(20°C)

1,4692

 

Viskozite

( cP, 20°C)

78

 

İyot sayısı

 

85

 

Sabunlaşma sayısı

 

191

Yukarıdaki değerler incelendiğinde de görüleceği gibi, fındık yağı kurumayan yağlar sınıfında yer almaktadır.

Fındığın çeşidine bağlı olmakla beraber yağ asidi kompozisyonu açısından fındık yağı; %5 palmitik asit, %2 stearik asit, %1 palmitoleik asit, %78 oleik asit, %14 linoleik asit içermektedir. Zeytinyağına benzer olarak fındık yağı da tek doymamış yağ asitlerinden oleik asidi yüksek oranda içermektedir.

Kaynaklar:
- Bernardini, E., 1973. Oil and Fat Technology, s.r.l., Rome
- Hoffmann,G. 1989, The Chemistry and Technology of Edible Oils and Fats and Their Fat
  Products. Academic Press, USA.
- Yazıcıoğlu, T. , Karaali,A. 1983. Türk Bitkisel Yağlarının Yağ Asitleri Bileşimleri. TUBİTAK,
  Yayın no:70.Gebze-Kocaeli  

Yazı kategorisi: FINDIK YAGI VE ÖZELLIKLERI | Etiketler: , | » yorum bırak;

FINDIĞIN BİLEŞİMİ VE İNSAN SAĞLIĞINA YARARLARI

Yazan: findik28 Mayıs 1, 2008

 

Yağ (oleik asit çoğunlukta olmak üzere), protein, karbonhidrat, vitaminler (vitamin E),  mineraller, diyabetik lifler, fitosterol (beta-sitosterol) ve anitoksidant fenoliklerin özel bileşimleri nedeniyle insan beslenmesi ve sağlığı açısından fındık, kuruyemiş çeşitleri arasında önemli bir rol oynamaktadır. Fındığın besleyici ve duyumsal özellikleri, onu gıda ürünleri için benzersiz ve ideal bir malzeme haline getirmektedir.

 

60,5 % oranında yağ içerdikleri için fındıklar iyi birer enerji kaynaklarıdır.Birçok araştırmacı,fındık tüketiminin insan beslenmesi üzerine olumlu etkileri olduğunu söylemiştir. Bu etkiler, tekli ve çoklu doymamış yağ asidi (82,8 % oleik ve 8,9 % linoleik) bakımından zengin olan fındık lipitlerinin yağlı asit profiliyle ilgili olabilir. Araştırmalar göstermiştir ki doymuş yağ oranının düşük ve tekli doymamış yağ oranının (MUFA) yüksek olduğu beslenme çeşitleri kan lipiti düzeyinin kontrolünde etkili olmaktadır; benzer bir sonuç, koroner kalp rahatsızlığı (CHD) riskinde de olumlu bir etken olabilir. Ayrıca,tekli doymamış (fındık yağında yüksek oranda bulunan) yağ oranıyla zenginleştirilmiş beslenme çeşitleri CHD vakalarının azlığı, tansiyon düşüklüğü,toplam kolesterol dengesinde düşüklük, lipoprotein  yoğunluğunun (LDL) azaltımı veya tersinin çoğaltımı ve kan trigliserin düşmesi gibi insanlarda benzer, olumlu etkiler oluşturur.

 

E vitamini açısından, bitkisel yağlardan sonra fındık en iyi ikinci kaynaktır. E vitamini  çözülebilir bir lipit fenolik antioksidanttır. Fenoliklerin antioksidant aktiviteleri, hidrojen  atomlarını bağımsız köklere dönüştürme özelliğinden kaynaklanır. Bu bileşimler bağımsız kökler oluşturabileceği için, diyabetik hastalarda da kanser ve atherosclerosis önlemede potansiyelleri olduğuna inanılmaktadır. E vitamininin antioksidant görevi ve koroner kalp rahatsızlığı ve kanserle olan ilişkisinden dolayı, fındık ve fındık  ürünlerini de içeren doğal gıda maddelerine tüketici ve sanayi tarafından olan ilgi artmaktadır. Her gün sadece 25-30 gr fındık yemek, günlük E vitamini ihtiyacının 100 %’ ünü karşılamaktadır.

 

Son zamanlarda, fındıkta bol miktarda bulunan beta-sitosterolün sağlık  açısından incelemesi yapıldığında, kolesterolü düşürdüğü ve kanser (colon,prostat,göğüs) gibi pek çok hastalığı önlediği gözlemlenmiştir. Bu, tümör büyümesini engelleme ve apoptosis uyarımını da içermektedir.

 

Ayrıca, kalsiyum, magnezyum, fosfor ve potasyum başta olmak üzere fındıklar iyi birer mineral kaynağıdır. Tansiyonun dengelenmesinin yanı sıra, sodyum bakımından düşük fakat mineraller bakımından oldukça cömert olan fındığın kemik gelişimi ve sağlığı açısından da önemi büyüktür. Bu minerallerin sağlık açısından olumlu etkileri iyi bilinmektedir. Ayrıca tüm gerekli amino asitleri ve en gerekli mineralleri de içermektedir. Fındık,Cystine ve methionine bakımından düşük olan baklagil kökenli gıdalarla birlikte protein kaynağı bileşimi olarak kullanılabilmektedir.

 

Daha önce de belirtildiği üzere, doğal antioksidantlar bakımından fındık iyi bir kaynaktır.  Bu, fındığın nutraceutical potansiyeli ve bileşimlerinin diğer gıda ve özel uygulamalarına işaret etmektedir. Sonuç olarak, fındık, günlük dengeli beslenmede hayati bir besin ve katkı maddesidir ve kalp sağlığı için de en iyi nutraceuticals kaynağıdır. Günlük bir avuç fındık yemek,  sizi yukarıda bahsi geçen birçok hastalıktan koruyabilir.

 

Fındık Tanıtım Grubu tarafından, Lincoln Üniversitesi (İngiltere), Newfoundland Memorial üniversitesi (Kanada), Alberta Üniversitesi (Kanada), Tokyo Fisheries Üniversitesi (Japonya) ve Florida Üniversitesinde (ABD) yaptırılan araştırmalar sonuçlanmış olup, sözkonusu araştırma sonuçları tabloda yer almakta, diğer taraftan fındığın besin öğeleri açısından önemli kalp-damar hastalıklarına yol açan kolesterol ve serum lipitleri üzerine etkisine yönelik çalışmalar Hacettepe Üniversitesi’ nde (Türkiye) devam etmektedir. Türk fındığının bileşimi ilişik bulunmaktadır.

Yazı kategorisi: FINDIK VE SAGLIK | Etiketler: , | » yorum bırak;

İHRACATÇI BİRLİKLERİ WEB SAYFALARI

Yazan: findik28 Mayıs 1, 2008

İHRACATÇI BİRLİKLERİ WEB SAYFALARI

www.aib.org.tr – ANTALYA İHRACATÇI BİRLİKLERİ

AB giriş fiyat listesi, nasıl ihracatçı olunur, İhracatçı Birlikleri eBirlik projesi, ihracatta Eximbank kredileri, resmi gazete, Merkez Bankası döviz kurları, üyelik işlemleri, Birliğe – mal grubuna – firma unvanına göre Birlik üye listeleri, tarımsal ürünlerde ihracat iadesi, D.İ.İ.B başvuru, D.İ.İ.B kapatma, sözleşmeli tarım, marka tanıtım desteği, yurtdışı mağaza ofis desteği, yurtdışı fuar desteği, GTİP sorgulama, ülkelere ve mal grubuna göre ihracat istatistikleri, sirkülerimiz, kütüphanemize yeni gelen yayınlar, gıdalarda maksimum bitki koruma ürünleri kalıntı limitleri tebliği, 2005 yılında bireysel olarak iştirak edilebilecek fuarlar listesi, AB’ye yeni üye olan 10 ülke ve yaş meyve sebze ihracatçıları, seralarda üretim teknikleri, AB gümrük vergileri ve giriş fiyatları, ihracat mevzuatı, fuarlar ve heyetler, devlet yardımları, dış talepler bülteni ve duyurular, Türkiye dış ticaret istatistikleri, Türk ihracatçılar rehberi, gümrük komisyoncuları, EUREPGAP protokolü, toplantı – seminer notları…

 

www.akib.org.tr – AKDENİZ İHRACATÇI BİRLİKLERİ

Birliklere göre üye firma listeleri, fuar yardımları, ithalatçı birlikleri, tekstil konfeksiyon ithalat kayıt belgesi başvuruları, tekstil ve konfeksiyon ithalatının kayda alınmasına ilişkin tebliğ, tekstil ve konfeksiyon ithalatında kayıt, gözetim ve kota uygulanan ürünler listesi, 2005 yılında bireysel katılımların destekleneceği uluslararası sektörel nitelikli fuarlar, AB pestisit kalıntı seviyeleri, AB pazara giriş fiyatlarının hesaplanma şekli, ABD-GTİP-Gümrük vergileri, tekstilde ekoloji ve ekolojik etiketler raporu,serbest bölgeler mevzuatı, yabancı sermaye mevzuatı, ARGE araştırma serisi, diğer sektör raporları, YMS istatistik kayıt rakamları, AKİB-Türkiye ve DTM dış ticaret verileri, ticari terimler sözlüğü, yurtdışı kuruluş ve odalar, DTM taşra teşkilatı, Ticaret Müşavirlikleri, serbest ticaret anlaşmaları, AKİB yayınları, AKİB basın bültenleri…

 

www.daib.org.tr – DOĞU ANADOLU İHRACATÇILARI BİRLİĞİ

2005 yılı eğitim programı, nasıl ihracatçı olunur, organik tarımın tanıtımı projesi, ihracata yönelik devlet yardımlarının tanıtımı projesi, istatistikler, ilgili mevzuat, 2005/1 sayılı tarımsal ürünlerde ihracat iadesi tebliği, 2005/1 sayılı DİİB tebliği, 2005/8391 sayılı DİİB kararı…

 

www.egebirlik.org.tr – EGE İHRACATÇI BİRLİKLERİ

Faal ihracatçı firmalar, mal alım talepleri, ihracat teşvikleri, EİB organizasyonu fuarlar ve heyetler, eğitim ve seminer sunum dosyaları, dış ticaret haberleri, Birliğin ve ülkemizin yaptığı ihracat ile ilgili çeşitli raporlar, gireceğimiz tarih aralığında herhangi bir Birlik üzerinden belirleyeceğimiz ürün ve/veya ürün grubundan seçeceğimiz ülke veya ülkelere yapılan ihracatla ilgili çeşitli raporlar, organik tarım ilkeleri konusunda detaylı bilgiler (yönetmelikler, kontrol ve sertifikasyon, sertifikasyon kuruluşları, yürütme ve izleme organları, dünyada organik tarım, istatistikler), insan kaynakları veri tabanı (iş arayanlar ve eleman arayanlar için özgeçmiş gönderme ve özgeçmiş görüntülemek), Ege il rehberi, üyelik bilgilerini güncelleme bölümü, AB’de ve dünyada gümrük vergileri, serbest ticaret anlaşmaları, muhtelif kuruluşlar tarafından hazırlanan detaylı ülke raporları, Incoterms 2000 teslim şekilleri, gözetim şirketleri, gümrük müşavirleri, lojistik şirketleri…

 

www.gaib.org.tr – GÜNEYDOĞU ANADOLU İHRACATÇI BİRLİKLERİ

Üyelik işlemleri, üye listeleri, GTİP arama, sirküler, istatistikler, Birlik kayıtlarına göre 2004 yılı ilk 100 firma, ihracat mevzuatı, uluslararası ticarette ahşap ambalaj malzemeleri kullanımını düzenleyen ISPM 15 Standartı hakkında bilgi notu…

 

www.iib.org.tr – İSTANBUL İHRACATÇI BİRLİKLERİ

İhracat yönetmeliği, haberler, Birlik yayınları ve sirküler, Birlik etkinlikleri ve fuarlar, Birliğe göre ayrılmış dış talepler, İthalatçı Birlikleri bilgileri, Para Kredi Koordinasyon Kurulu tebliğleri, dahilde işleme rejimi tebliğleri-genelgeleri, üye listeleri, ihracat ve ithalat konusunda kesinleşmiş değerler veya kayıt rakamlarına göre ARGE şubesi tarafından hazırlanan raporlar, tarım ithalatçı birlikleri üye listesi…

 

www.immib.org.tr – İSTANBUL MADEN VE METAL İHRACATÇI BİRLİKLERİ

Birliklere göre iştigal konuları ve istatistikleri detaylı sorgulama, Birlikler bazında dış ticaret talepleri arama veri tabanı, ürün-ülke ve ülke-ürün grubuna göre üye ihracatçı sorgulama veri tabanı, ihale duyuruları, Birlik tarafından milli katılım organizasyonu yapılan fuarlar, alım ve ticaret heyetleri, GTİP bilgiler, ithalatçı birlikleri, doğal taşlar envanteri, ISPM 15 standartı uygulaması, mutfak eşyaları sektöründe Almanya ve Rusya pazarı tanıtım semineri notları…

 

www.itkib.org.tr – İSTANBUL TEKSTİL VE KONFEKSİYON İHRACATÇI BİRLİKLERİ

Üye listeleri (ihraç malına ve Birlik / ülkeye göre sorgulama), pamuk rakamları, ithalat talepleri, marka üreticisi ve mümessil firmalar sorgulama, sirküler, İTKİB’in organize ettiği fuarlar, eleman ve iş arayanlar için insan kaynakları bölümü, sektörle ilgili eğitim veren kurumlar, İHKİB okulları, İTKİB gezici eğitim merkezleri, eğitim seminerleri, hazır giyim sektöründe eleman seçme için psikoteknik testler, hazır giyim için teknik el kitapları serisi (ölçüler, bakım talimatları, kalite kriterleri, yabancı terimler, paketleme, tela seçme ve kullanma), hazır giyim ve tekstil için hedef pazar raporları, Birlik tarafından hazırlanan muhtelif raporlar, dış ticaret bilgileri, ABD’ye genelleştirilmiş preferanslar sistemi kapsamında ihracat olanakları, Türkiye’nin anti-damping uygulamaları, DTÖ anlaşmaları, dünyada belli başlı ticari bloklar, yıllık ihracat-ithalat, aylık ihracat istatistikleri, HEDEF dergisi içindekiler, tekstil ve konfeksiyon ürünleri ithalatında kota durumu, İstanbul Deklerasyonu, fiyat tespiti için gönderilen numunelerin sonuçları, Birlik ve DTM kaynaklı dış talepler, ithalat kota dağıtım esasları, kota uygulanan ürünler, tekstil ve kimya ithalatçıları üye listesi…

 

www.hnutexp.org – KARADENİZ İHRACATÇI BİRLİKLERİ

Türkiye fındık ihracatı, ABD, Japonya ve Çin’de Fındık Çalışma Grubu Faaliyetleri…

 

www.oaib.gov.tr – ORTA ANADOLU İHRACATÇI BİRLİKLERİ

Ahşap ambalaj malzemeleri yönetmeliği, nasıl ihracatçı olunur, ihracat teşvikleri ve kredileri, sirküler, fuarlar, ihaleler, duyurular, dış ticaret verileri, dış piyasa fiyatları, pazar – ülke bilgileri, araştırma raporları, dünya ve Türkiye ekonomisi, OAİB’den ihracat bülteni dergisi, OAİB yayınları listesi…

 

www.dkib.org.tr – DOĞU KARADENİZ İHRACATÇI BİRLİKLERİ

Rusya Federasyonuna ihracatta pratik bilgiler, İhracatçı Birlikleri üyelerine yönelik Vakıfbank kredileri, dahilde işleme izin belgesi başvurularında dikkat edilmesi gereken hususlar, istatistikler, ihracat ve ilgili diğer mevzuat…

 

www.uib.org.tr -  ULUDAĞ İHRACATÇI BİRLİKLERİ

Mevzuat bilgileri, Birliğin etkinlik takvimi, Birliğin organize ettiği fuarlar, sirküler, üye firma sorgulama veritabanı, UİB ihracat istatistikleri, AB gümrük vergileri ve giriş fiyatları…

 

DİĞER ÖNEMLİ WEB SAYFALARI

www.tim.org.tr -  TİM TÜRKİYE İHRACATÇILAR MECLİSİ

İlk 1000 ihracatçı 2003, ekonomi, çalışma hayatı, dış kaynaklı, politika, AB ve TİM’den haberler, ihracat rakamları (toplama, ülkelere, Birlikler, Sektörlere göre) TİM Ürdün ülke analizi, TİM Rusya ülke analizi, TİM Çin raporu…

www.ttn.com.tr -  TİM TİCARET NOKTASI

Türkçe ve İngilizce güncel ihracat mevzuatı, ihracat teşvikleri, yurtiçi ve yurtdışı fuar arama, kongre ve seminer programı arama, stand kurulumu konusunda bilgi, lojistik hizmetleri, seyahat hizmetleri, profesyonel fotograf ve katalog hizmetleri, video katolog hizmeti, uluslar arası ihalelerden anında haberdar olma fırsatı, firma istihbaratı, tercüme hizmetleri, GTİP indeksi…

 

Yazı kategorisi: İHRACATÇI BİRLİKLERİ WEB SAYFALARI | » yorum bırak;

İstanbul İhracatçı Birlikleri

Yazan: findik28 Mayıs 1, 2008

FINDIK ( CORYLUS AVELLANA L. )

 

1 – GİRİŞ :

 

Dünyada kültür fındığı üretimi ve ticaretinin ilk yapıldığı ülke olan ve günümüzde dünya üretiminin %75′ini, ticaretinin %70-75′ini gerçekleştiren Türkiye, fındık konusundaki yeni atılımların kaynağını ve temelini oluşturabilecek paha biçilemez  değerlerde materyal, deneyim ve bilgi birikimine sahip olmanın bilinci ile üretimden son tüketiciye kadar tüm aşamalarda gereksinimlere en üst düzeyde cevap verebilecek yetişmiş insan gücünü, teknik ekipmanı ve sanayi kapasitesini elinde bulundurmaktadır.

 

Türkiye için çok önemli bir ürün olan fındığı tüm yönleriyle tanımamızda yarar bulunmaktadır.

 

2 – ÇEŞİT GRUPLARI VE ÖZELLİKLERİ

 

Ticaret ve standartta fındıklar meyve şekil ve biçimlerine göre 3 gruba ayrılmaktadır.

 

Yuvarlak Fındıklar ( Tombul Fındıklar ) :

 

Uzunluk,genişlik ve kalınlıkları hemen hemen aynı olan küresel biçimli fındıklardır. Genellikle orta irilikte yüksek kaliteli çeşitlerdir.İç verimleri(randıman), yağ ve protein oranları yüksektir. Kolay zar atan ve beyazlatılabilen çeşitlerin tümü bu gruptandır.Yuvarlak  şekilleri nedeniyle kırmaya elverişlidirler. Bu gruba giren Giresun Tombul Fındığı, dünyanın en üstün nitelikli çeşididir.Ayrıca Palaz, Mincane, Foşa, Kan, Çakıldak, Kara bu gruba  girmektedir

 

Sivri Fındıklar :

 

Uzunlukları genişlik ve kalınlıklarından biraz daha fazla olan çeşitlerdir. Bu cins fındıklar kırılma esnasında daha fazla zayiat verir. Bu nedenle daha çok kabuklu  olarak pazarlanırlar. Sivri ve İncekara gibi çeşitleri vardır.

 

Uzun Fındıklar:

 

 Uzunlukları kalınlık ve genişliklerinden oldukça fazla olan çeşitlerdir.  Bunlara “Badem Fındık”lar da denir. Genellikle iri ve gösterişlidirler, fakat düşük kaliteli çeşitlerdir.Kırmaya ve işlemeye elverişli değillerdir. Kabuklu olarak, daha çok kurutulmadan, çerez olarak tüketilirler . Yuvarlak badem ve Yassı Badem olarak iki çeşidi vardır.

 

Türk fındığı ayrıca kalite açısından Giresun ve Levant olmak üzere ikiye ayrılır.

 

Giresun Kalitesi: 

 

Giresun ilinin tamamında yetiştirilen  tombul fındıklar ile az çok Giresun kalitesi özelliği taşıyan Trabzon ilinin Beşikdüzü, Vakfıkebir, Çarşıbaşı ve Akçaabat ilçelerinde yetiştirilen tombul  fındıklardır. Dünyanın en üstün özellikli fındıklarıdır.Dünyadaki fındık çeşitleri içinde en yüksek oranda zar atan fındıktır.

 

Levant Kalitesi:

 

 Giresun kalitesi üretim bölgesi dışında kalan bölgelerde üretilen tüm fındıklara verilen ortak addır. Yetiştirildiği yere göre Levant Akçakoca, Levant Ordu, Levant Trabzon ve Levant Samsun olarak isimlendirilen bu fındıklar Giresun kalite fındıklardan daha az  yağ oranı içermesine rağmen diğer ülkelerde yetiştirilen fındıklardan genellikle daha yüksek yağ oranına sahip olup, tat bakımından da üstün nitelik taşımaktadırlar.

 

3 – HASAT

 

Türk fındıkları genellikle Ağustos başı ile Ağustos sonu arasında, bahçenin bulunduğu yerin yüksekliğine göre olgunlaşır. Zamanında hasat fındık dallarının silkelenmesiyle yere  düşen zuluflu fındıkların yerden toplanmasıyla yapılmaktadır.Diğer bir hasat şekli ise dallardan tek tek toplanarak yapılandır. Bahçelerden toplanan fındıklar arazinin durumuna aynı gün veya birkaç gün sonra harmana getirilir ve harmanda 20-30 cm kalınlığında serilerek zulufleri kahverengi oluncaya kadar güneşte soldurularak ön kurutma yapılır.

 

Soldurma işleminden sonra fındıklar patozla zuluflerinden ayrılarak tenteler üzerinde  ince tabakalar halinde güneşte kurumaya bırakılır.Ön kurutma dahil havanın durumuna göre  toplam kurutma süresi 15-20 günü bulur. Tabii ve güneş altında kurutma Türk fındığının lezzetli olmasında önemli bir etkendir.

 

4 – ÜRETİM ALANLARI

 

Yeryüzünde, 36-41 kuzey enlemlerinde ve kendine özgü iklim koşullarında yetişen fındık ağacı, kıyılardan en çok 30km içerde ve yüksekliği 750-1000 m. geçmeyen yerlerde  ürün verir

 

Türkiye’de fındık yetiştiren bölgeler iki alt bölgeye ayrılabilir:

 

 I-1. Standart Bölge (Karadeniz’in Doğu Bölümü):

 

Ordu, Giresun, Rize, Trabzon ve Artvin illeri.

 

II-2. Standart Bölge ( Karadeniz Bölgesinin Orta ve Batı Bölümü) :

 

Samsun, Sinop, Kastamonu, Bolu , Sakarya , Zonguldak ve Kocaeli il

 

5 – ÜRETİM

 

Son beş yılda gerçekleşen ülkemiz fındık üretimi aşağıda verilmektedir.

 

Türkiye Fındık Üretimi (ton/kabuklu)

 

1996 1997 1998 1999 2000

553.000 550.000 650.000 640.000 500.000

 

Dünyada fındık yetiştirilen alanların %83′ü Türkiye’de bulunmakta olup, dünya üretiminin %76’sı ülkemizden sağlanmaktadır. Ülkemizde fındık yetiştiriciliği aile işletmeciliği şeklinde yapılmaktadır.Son yapılan araştırmalara göre yaklaşık 400.000 aile işletmesi 550-600.000 hektarlık alanda fındık yetiştiriciliği yapmaktadır. Bu sonuçtan hareketle ve her ailenin ortalama 6-7 bireyden oluştuğu varsayımı ile yaklaşık 2.500.000 insanın fındık üretimi ile doğrudan ilişkili bulunduğu ortaya çıkmaktadır.

 

Ülkemizde fındık üretimi yıldan yıla gözle görülen bir artış göstermektedir. Örneğin:  son 15 yılda 5′er yıllık periyotlarda ortalama rekolteler: 1980-84 ‘de 310.000 ton, 1985-89 ‘da 350.000 ton, 1990-95 de 425.000 ton, 1996 – 2000 yılları arasında ise 580.000 ton olmuştur. Üretim artışlarında alan artışlarının yanında tarım tekniklerinin devreye girmesinin rolü çok daha önemlidir.

 

Karadenizli fındık üreticileri, toprak ve arazi yapısı ile iklim şartları nedeniyle alternatif tarım olanakları tanımayan bir bölgede bulunmaktadır. Bu nedenle bölge halkı fındık tarımı ile uğraşmak zorundadır. Arazi eğimi çoğunlukla %20′nin üzerinde ve yağışı bol bölge olduğundan, büyük ölçüde erozyon tehlikesi ile karşı karşıyadır. Konuya bu açıdan yaklaşıldığında bu bölgede yapılan fındık tarımı toprakların erozyonla akıp gitmesini önleyerek çevreye vazgeçilmez bir katkıda bulunmaktadır.

 

6- İHRACAT

 

Ülkemiz Dünyanın en büyük üreticisi olmasının yanısıra fındıkta en büyük ihracatçı  ülke konumuna sahip bulunmaktadır.Fındık ihracatımızda Avrupa Birliği ülkeleri en önemli yeri tutmakta ve bu ülkelerin payı ihracatımızdaki artışa paralel olarak artış göstermektedir.

 

AB ülkelerinin toplam ihracatımızdaki payı yıllar itibariyle değişmekle beraber %80-85 düzeyindedir. Fındık ihracatımız ülkeler itibari ile incelendiğinde 80 civarında ülkeye fındık ihracatı gerçekleştirildiği görülmektedir. 01.01.1996 -31.12.2000 tarihleri arasında kayda alınan fındık ihracatımıza ait istatistiki bilgiler ilişik bulunmaktadır.

 

 

Türkiye Fındık İhracatı

 1996 1997 1998 1999 2000 2001

 

7- AMBALAJ

 

 Ülkemiz fındık ihracatı alıcı isteğine bağlı olarak aşağıda belirtilen ambalajlarda gerçekleştirilmektedir.

 

Ürün Adı Ambalaj Şekli

Natürel İç -         Genel olarak 25, 50 veya 80 kg’lık jüt çuvallarda,

 

-         500, 800 veya 1000 kg’lık bigbaglerde

 

-         10, 12.5, 20 veya 25 kg’lık karton kutularda (vakumlu torbalarda, vakumsuz polietilen torbalarda, doğrudan karton kutularda)

 

-         25 veya 40 kg’lık kağıt torbalarda

 

-         Doğrudan tüketiyice yönelik 25gr, 40gr, 80gr, 100gr, 250gr, 500 gr ve 1kg’lık vakumlu veya vakumsuz ambalajlarda

 

 

Beyazlatılmış, Kavrulmuş,   Kıyılmış, Un -         25 veya 50 kg’lık polietilen torbalı jüt çuvallarda

 

-         10, 12.5, 20, 25 kg’lık  karton kutularda (vakumlu torbalarda, vakumsuz polietilen torbalarda)

 

-         500, 800 veya 1000 kg’lık lamineli bigbaglerde

 

-         Alüminyum vakum torbalarda

 

-         Doğrudan tüketiyice yönelik 25gr, 40gr, 80gr, 100gr, 250gr, 500 gr ve 1kg’lık vakumlu veya vakumsuz ambalajlarda

 

  

Dilinmiş -         10, 12.5, 20 veya 25 kg’lık polietilen torbalı vakumsuz karton kutularda

 

Füre -         Gıdada kullanılan 30, 60, 120, 200 veya 220 kg’lık plastik varillerde

 

-         30, 60, 200 kg’lık laklı metal varillerde

 

-         Doğrudan 20 veya 22 tonluk tankere dolum yapılmak suretiyle

 

  

 9 – KULLANIM ALANLARI

 

Yaklaşık beşbin yıldır bilinen fındık, meyvesinden odununa kadar birçok yerde  insanlığa büyük yararlar sağlamaktadır.Fındık kabuğu ülkemizde özellikle fındık üretilen bölgelerde çok değerli ve yüksek kalorili bir yakacak olarak kullanılmaktadır.

 

Ayrıca fındık odunundan sepet , baston, sandalye ve el aletleri yapılır. Bazı türleri park ve bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilir.Fındık yaprağı ile meyve zulufleri de, gübre olarak kullanılmaktadır.

 

Üretim fazlası fındıklar yağlık olarak değerlendirilmektedir.Fındık ham yağı rafine edilerek yemeklik yağ olarak kullanılabilmektedir, fındık küspesi ise yem sanayiinde katkı maddesi olarak kullanılmaktadır.

 

Türkiye ve Dünyada çerez olarak da tüketilen fındığın % 80′e yakın kısmı  kavrulmuş, beyazlatılmış, kıyılmış, dilinmiş,un ve püre halinde çikolata, bisküvi, şekerleme sanayiinde,  tatlı pasta ve dondurma yapımı ile yemek ve salatalarda yardımcı madde olarak kullanılmaktadır.

 

 Başlıca İşlenmiş Fındık Çeşitleri

 

- Beyazlatılmış iç fındık ( Kabuğu soyulmuş, bütün halindeki )

 

- Kavrulmuş bütün halindeki fındıklar

 

- Kıyılmış iç fındık

 

- Dilinmiş iç fındık

 

- Öğütülmüş toz fındık

 

- Fındık Ezmesi

 

- Fındık Püresi

 

- Fındık Krokan

 

- Yağda kavrulmuş/ tuzlanmış bütün fındıklar

 

- Kavrulmuş kabuklu fındıklar (tuzlu-tuzsuz)

 

 10- TANITIM

 

FINDIK TANITIM GRUBU

Fındık tanıtım grubu (FTG)’nun amacı: geleneksel ihraç ürünlerimizden olan fındığın  iç ve dış tüketiminin artırılması ve kalitesinin yükseltilmesi amacıyla yapılacak tanıtım ve AR-GE çalışmalarını organize etmek ve yürütmektir.

 

Karadeniz ve İstanbul Fındık ve Mamulleri İhracatçıları Birlikleri Yönetim Kurullarının uygun gördüğü  4′er üye  ile Dış Ticaret Müsteşarlığı’ndan 1 üye olmak üzere 9 üyeden oluşan Fındık Tanıtım Grubu  tarafından halen yurtdışında sürdürülmekte olan reklam ve tanıtım faaliyetlerine ilişkin özet bilgiler aşağıda sunulmaktadır

 

 

 

ABD’YE YÖNELİK TANITIM FAALİYETLERİ

Fındığın tanıtımı suretiyle  tüketiminin yaygınlaştırılması ve ihracatının arttırılması amacıyla Oregon Fındık Üreticileri Birliği ve  Amerikan Gıda İthalatçıları Birliği (AFI) ile bir araya gelinerek ABD’de bir Fındık Konseyi kurulmuş bulunmaktadır.

 

Anılan ülkedeki reklam ve tanıtım faaliyetlerine 1997 yılından beri devam edilmekte olup, daha detaylı bilgilerin www.hazelnutcouncil.org adresinden temin edilmesi mümkün bulunmaktadır.

 

JAPONYA TANITIM FAALİYETLERİ

Japonya’da yürütülen tanıtım ve reklam faaliyetleri için birisi PR faaliyetleri diğeri reklam faaliyetlerini gerçekleştirmek üzere iki ayrı firma ile anlaşma yapılmasını takiben tanıtım faaliyetleri 2000 yılından beri devam ettirilmekte olup, daha detaylı bilgilerin www.turkish.org adresinden temin edilmesi mümkün bulunmaktadır.

 

 

 

ÇİN HALK CUMHURİYETİ TANITIM FAALİYETLERİ

Çin Halk Cumhuriyeti’nde fındığa yeni bir isim bulunması konusunda yapılan yarışmanın bitmesi ve Weizhenguo adının fındık için uygun bulunmasının takiben Ağustos 2001  tarihinden beri reklam ve tanıtım faaliyetlerine başlanmış bulunmaktadır. Daha detaylı bilgi www.weizhenguo.com.cn adresinden temin edilebilir.

 

 11- SANAYİİ VE TİCARET

 

 Halen ülkemizde yıllık 1.800.000 ton iç kapasiteli 180 kırma fabrikası ile yıllık 300.000 ton iç kapasiteli 25 işleme tesisi bulunmaktadır. 1970′li yıllarda fındık ihracatımızın % 90′ı kabuklu ve natürel iç olarak gerçekleşirken, fındık işleme sanayiindeki olumlu ve hızlı gelişmeler sonucunda işlenmiş fındık ihracatının toplam ihracatımızdaki payı 2000 yılında %30′un üzerine çıkmıştır.

 

Üretimin her aşamasındaki etkili ve özenli kalite kontrolü ile alıcı firma isteklerinin tam anlamıyla yerine getirilmesine paralel olarak özellikle işlenmiş iç fındık ihracatı her yıl artış göstermektedir. Ülkemizde hazırlanan işlenmiş fındıklar, natürel fındık almak suretiyle birçok ithalatçı-sanayicinin kendi tesislerinde hazırladıkları işlenmiş fındıklardan çok daha kalitelidir. Gerek resmi ve gerekse özel sektöre ait işlenmiş iç fındık üretiminde Kalite Güvence  Departmanlarınca HACCP kapsamında minimum yapılan analizler bulunmaktadır.

Yazı kategorisi: FINDIK iHRACATI VE SORUNLARI | » yorum bırak;

Uzakdoğu ülkelerine yapılan fındık ihracatı % 400 arttı

Yazan: findik28 Mayıs 1, 2008

Karadeniz Fındık Mamülleri İhracatçılar Birliği (KFMIB) Genel Sekreteri Selçuk Toramanoğlu, Fındık Tanıtım Grubu’nun (FTG) Türk fındığını Uzakdoğu ülkelerine tanıtma ve yeni pazarlar bulma çalışmalarında büyük başarı sağladığını belirterek, ilk kez tatmış oldukları fındığı çok seven Çinlilerin, fındığa enerji veren kutsal yemiş anlamına gelen Weizhengu adını verdiklerini söyledi.

Selçuk Toramanoğlu, yaptığı açıklamada, 2000 yılında başlattıkları Türk fındığını Jayonya ve Çin başta olmak üzere Uzakdoğu ülkelerine tanıtma ve fındığa yeni pazarlar bulma çalışmalarını 2001 yılında atkif hale getirerek, bu ülkelere yapılan fındık ihracatında % 400 artış sağladıklarını belirtti.

Toramanoğlu, Fındık Tanıtım Grubu’nun Geçtiğimiz yıl Ağustos ayında Çin’de yoğunlaştırdığı promasyon çalışmalarıyla nüfusu 1 milyarı geçen bu ülkede Türk fındığını tanıttığını ifade ederek şunları söyledi:

“Bu çalışmalar yapılmadan önce Çinliler fındığı tanımıyordu. Fındığı, Çin pazarına sürmemizle birlikte, bir vitamin deposu olan fındık, sağlığına düşkün olan Çinlilerin bir hayli dikkatini çekti. Fındığın, bir çok hastalığa ve cilde iyi geldiği konusunda kendilerini bilgilendirdiğimizde, fındıkla çok daha fazla ilgilendiler. Çinlilere, reklam panoları, VCD, tanıtım katologlarıyla fındığın tanıtımını ve kuruyemiş piyasasındaki imajını anlatmaya çalıştık. Çin’de ismi bile olmayan fındığı tanıtabilmek için isim bulma yarışması yaptık. İkibine yakın isim arasında enerji veren kutsal yemiş anlamına gelen Weizhengu seçildi. Şu an fındık Çin’de Weizhengu ismi ile anılmaya başlandı.”

Selçuk Toramanoğlu, Çin’in Türk fındığı için büyük bir pazar olduğunu belirterek, şöyle devam etti: “Türk fındığı Çin pazarına yeni açılıyor. Türk fındık ticareti için bu ülke büyük bir pazar. Çin’e başlayan fındık ihracatımız, tüketim fazlası fındığın değerlendirilmesi açısından çok iyi olacak. İlk gördüklerinde sarmısak zannettikleri fındığın faydalarını öğrenen Çin halkının, her geçen yıl daha fazla fındık tüketmesini bekliyoruz. Çin’de gerçekleştirdiğimiz tanıtım çalışmalarından başarı elde edildi ve bu ülkeye yapılan fındık ihracatında % 400′lere varan artış sağlandı.”

Türkiye, 2001 yılı içerisinde Çin’e 522 ton fındık ihracatı yaparak, 1 milyon 706 bin dolar, Japonya’ya ise 607 ton ihracat gerçekleştirerek, 2 milyon 100 bin dolar gelir elde etti.

Öte yandan Trabzon’da düzenlenen Dün-Bugün-Yarın Fındık konulu panelde konuşan Fiskobirlik Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Durusu fındığın ülkemize yük olmadığını, uygulanan politikalar sayesinde belirleyici olduklarını vurgulayarak “25 yılda Devlete 1,3 milyar dolar kaynak sağladık. Her yıl ülkemize fındık sayesinde 700-800 milyon dolar döviz giriyor” dedi.

Panelin ilk konuşmacısı Ticaret Bakanlığı Teşkilatlandırma Genel Müdürü Hikmet Yılmaz, fındıkta üretim ve ihtiyaç fazlasının giderilmesi için Dünya Bankası’ndan 150 milyon dolarlık kredi sağladıklarını belirterek, şunları söyledi: “Bunun için verilecek desteğin esaslarını belirleyen tüm mevzuat tamamlandı. Böylece fındığın gelecekte de sorunlu ürün olması önlenecektir.”

Daha sonra konuşan Fiskobirlik Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Durusu ise findığın geleceği ile ilgili önemli konulara değindi. Durusu, pazar payını kaybetmeye başlayan Avrupa ülkelerinin alfatoksin yalanından sonra Türkiye’den ithal edecekleri fındığa fon koyabileceklerini iddia etti. Başkan Durusu, “Bu sezon geçtiğimiz sezona göre 57 bin ton daha fazla iç fındık ihracatı gerçekleştirdik. Türkiye fındık pazarında payını % 60′lardan % 80′lere çıkardı. İtalya ve İspanya’nın üretimleri elinde kaldı. Kıyamet koptu. Geçmişte Türkiye’nin önüne 50 dolarlık fon koyanlar alfatoksin konusunu gündeme getirerek çıkış aradılar. Bundan sonra Avrupa, Türkiye’den ithal ettiği fındığa fon koyabilir. Çünkü Türkiye, kaybettiği pazarı geri alıyor. Her türlü zorluğu getirebilirler. Ama biz önlemlerini alıyoruz. kalitemize güveniyoruz” dedi.

Fındık borsasının alt yapısını hazırladıklarını söyleyen Durusu, sözlerini şöyle tamamladı: “Fındık borsası kurulması önemli bir adım olacaktır. Fiskobirlik, aldığı fındığı sağlıklı ortamlarda depolamak ve fındık borsasının altyapısını oluşturacak önemli bir yatırım gerçekleştirmek üzeredir. Tüm bölgelerimizde 12 adet 11 bin 250 tonluk depo inşaatı tamamlanmış, 13 adet toplam 10 bin 500 tonluk depolar bu sezon bitecektir. Yeniden yapılanma sürecini başlattık.”

¥ YENİ GİRESUN

Yazı kategorisi: FINDIK iHRACATI VE SORUNLARI | » yorum bırak;

FINDIĞIN ÜRETİM VE PAZARLAMA AŞAMASINDAKİ SORUNLARI

Yazan: findik28 Nisan 29, 2008

 

Dr. Haydar KURT

Fındık Araştırma Enstitüsü

 2004

Fındığın Doğu Karadeniz Ekonomisindeki Yeri

Fındık-Hopa-Terme arasında yer alan ve sahil kesiminden 1000 m. yüksekliğine kadar ulaşan “Eski üretim bölgesinin, yüzyıllar boyu en önemli tarımsal dolayısıyla ekonomik üretim dalını oluşturmaktadır. Fındık bu bölge için bugünde en önemli hatta alternatifsiz tek üründür.  Doğu Karadeniz bölgesi ekonomik yönden incelendiğinde bir tarım bölgesi olup Trabzon, Giresun ve Ordu Ekonomisinde en büyük pay fındığa aittir

Fındığın Türkiye Ekonomisi içerisindeki yeri ve Önemi

Fındık ülkemizin tarımsal üretimi ve ekonomisi içerisinde önemli bir yeri olan, geleneksel ihraç ürünlerimizden birisidir. Ülkemiz dünya fındık üretim sahalarının yaklaşık % 80’nine üretiminin ise % 75’nine sahiptir. Fındık tek kuruşluk ithal girdisi  olmaksızın milli ekonominize her yıl ortalama 750.000.000 $ lık bir döviz girdisi  sağlamakta ve 4.500.000 insanımızın tek geçim kaynağını oluşturmaktadır.

 

Bölgenin sosyo ekonomik durumu tamamen fındığa bağlı olduğundan bu bölgede ekonomi adeta fındığa endekslenmiştir. Bütün sosyal aktiviteler ve piyasaların canlanması fındığın pazara indiği Eylül ve sonrasına ayarlanmıştır.

Tarımsal üretim ve işleme sanayi ile bölge insanının tek istihdam ve geçim kaynağı olan fındığın sorunlarının gün geçtikçe katlanarak artması ve tek başına   geçim kaynağı olmaktan çıkması, bölge insanını daha geniş iş sahalarının bulunduğu büyük şehirlere göç etmeye hatta denizaşırı ülkelerde iş aramaya zorlamıştır.

Fındığın Temel problemleri

Fındığın Üretim Aşamasındaki Problemleri

Mevcut Yasaların Uygulanmamasından Kaynaklanan Problemler

Fındığın Pazarlama aşamasındaki problemleri

Bahçelerin Yaşlı Olmasından Kaynaklanan Verim Düşüklükleri

Doğu Karadeniz Bölgesinde fındık üretiminin yapıldığı yaklaşık 350.000 hektarlık olanın en az 150.000 hektarını ekonomik ömrünü tamamlamış, verimsiz, kim tarafından ve nasıl dikildiği bilinmeyen alanlar oluşturmaktadır.. Ekonomik ömrünü tamamlamış  olan bu bahçeler kötü bakım şartları ve  çeşit özelliklerinden dolayı yüksek oranda periyodisite eğilimi göstermektedirler. Bu durum yıldan yıla verimde dalgalanmalara neden olmaktadır.

    Arazi ve Toprak Yapısından   kaynaklanan verim düşüklüğü

Fındık dikim alanları genellikle   yüksek eğim ve çok sığ topraklı olması nedeni ile yeterli kültürel uygulamalara imkan tanımamaktadır. Toprak derinliği az ve eğimin yüksek olduğu  bahçelerde uzun yıllardan beri fındık tarımının yapılmış olması, topraktan kaldırılan bitki besin elementlerinin toprağa yeterince verilmemesinden ve toprak  yorgunluğundan kaynaklanan verim düşüklükleri görülmektedir.   Öncelikle bu tip plantasyonların tespiti yapılmalı fındığın bitkisel özellikleri ve toprak istekleri de dikkate alınarak bir program dahilinde mutlaka verimli ve kaliteli çeşitlerle yeniden tesis edilmelidir.  Toprak işleme ve kültürel uygulamaların zor olduğu,  yüksek eğimli ve sığ topraklı alanlarda  dikim için cep teraslar oluşturulmalıdır.

  Bakım ve Gübrelemeden  Kaynaklanan Verim Düşüklüğü

           Üreticilerimizin fındık yetiştiriciliği konusundaki bilgileri eksik ve fındık bahçelerindeki bakım çalışmaları yetersizdir. Fındık birim alandan fazla miktarda NPK kaldırmaktadır. Her  3 yılda bir toprak ve yaprak analizleri yaptırılarak bu analiz sonuçlarına göre yeterli miktar ve çeşitte gübre tekniğine uygun bir şekilde ocak taç iz düşümüne verilmelidir. Toprak analizleri yapılmadan tek yönlü olarak verilen N ‘lu gübreler bitkide vegetatif gelişmeyi teşvik ederek verimi ve meyvede kabuk kalınlığını arttırarak randımanı düşürmektedir. Fındıkta generatif faaliyet kış aylarına denk geldiğinden iyi bir ürün için bitkinin kışa sağlıklı ve dengeli bir şekilde girmesini, olumsuz kış şartlarından etkilenmesini minimuma indirmek ve generatif faaliyeti artırmak için dengeli bir şekilde kışlık ( Fosfor ve Potasyum lu ) gübre uygulaması yapılmalıdır.

Tozlanma ve Döllenme Noksanlığından Kaynaklanan Verim Düşüklüğü

Fındıkta  iyi bir verim için bahçede mutlaka tozlayıcı çeşitlere yer verilmelidir. Fındık iki evcikli bir meyve türüdür.   erkek ve dişi çiçekler aynı bitki üzerinde fakat ayrı yerlerde bulunur. Türk fındık çeşitlerinin dişi çiçekleri, kendi çiçek tozlarıyla gereği gibi tozlanıp ekonomik anlamda yeterli meyve bağlayamazlar. Bu nedenle yabancı tozlanmaya ihtiyaç vardır. Bahçe içinde ana çeşitler ile birlikte bir  veya iki tozlayıcı çeşidin bulunması zorunludur. Tozlayıcı çeşitlerin ana çeşitlere oranı en az 1/10 olmalıdır. Tozlayıcı çeşitler ana çeşitle eşeysel bakımdan iyi uyuşan yüksek oranda meyve tutumu sağlayan bol ve kaliteli çiçek tozu oluşturabilen çeşitler olmalıdır. Tozlayıcı çeşitlerle ana çeşidin meyveleri mutlaka aynı şekil grubundan olmalı ve çiçek açma zamanları birbirine denk gelmelidir.

Fındık Çeşitleri İçin Önerilen Tozlayıcı Çeşitler

Ana çeşit                                            Tozlayıcı  (Baba)   çeşitler

Tombul (Giresun yağlısı,Yağlı fın.)    Palaz, Çakıldak, Foşa, mincane, karafındık.

Palaz                                                 kalınkara, Tombul, Mincane, Foşa, Uzunmusa.

Çakıldak (Delisava)                           Tombul,Palaz, Foşa.Mincane.

Foşa (Yomra,Boyhane)                     Tombul, Palaz, Mincane, Kalınkara

Mincane(Sıra fındık,Sarı yağlı)         Tombul, Palaz, Foşa, Kalınkara

Karafındık (Karayağlı)                       Tombul, Mincane, Foşa, Kalınkara

Uzunmusa (Oskara yağlısı)              Palaz, Mincane, tombul, Kalınkara

Kalınkara                                           Çakıldak, Tombul, Palaz, Mincane, Foşa.

Sivri                                                   Palaz, İncekara, Tombul, Foşa.

Budama Yetersizliğinden Kaynaklanan Verim Düşüklüğü

Fındık yetiştiriciliğinde üreticilerin iyi bir budama bilgisine sahip olması gerekmektedir. Ülkemizde ocak sistemi yetiştiricilik yapılmaktadır. Sık yaşlı ve verimden düşmüş bahçelerde verimi arttırmak için ocaktaki dal sayıları seyretme yoluyla azaltılmalıdır. Kurumuş, kırılmış, hastalıklı ve zararlılardan etkilenmiş dal ve dalcıklar kesilerek ortamdan uzaklaştırılmalıdır. İyi ve kalıteli bir ürün için ocaktaki dal sayısı  4 – 6  yi geçmemelidir. Ocakta bulunan dallarda meyve dalı oluşturmaya yönelik gerekli müdahaleler yapılmalıdır.  Ocakların iç kısımlarının havalanma ve güneşlenmesi sağlanmalıdır. Ocaktaki dalların birbirlerinin gelişmesine engel olmayacak şekilde düzenli ve dengeli bir taç oluşturması sağlanarak fizyolojik denge kurulmalıdır.

Hastalık ve Zararlılardan Kaynaklanan Verim Düşüklüğü

Fındık yetiştiriciliğinde  verim ve kaliteyi etkileyen en önemli faktörler den biriside hastalık ve zararlılarla mücadeledir. Çiftçilerimiz fındık kurdu haricindeki hastalık ve zararlılar hakkında  yeterli  bilgiye  sahibi değildir.  Fındık kurdunun yaptığı zararlardan sadece birisi delik fındık oluşumudur. Fındık filiz güvesi, kozalak akarı, mayıs böceği, uç kurutan, yeşil kokarca ve son yıllarda oldukça yaygınlaşan koşnil ve dalkıran fındık için en önemli zararlı grubunu oluşturmaktadır. Üreticiler bu zararlılarla mücadele zamanını  iyi ayarlayamamakta erken veya geç davranmaktadırlar. Mücadele ilaçları yeterli dozda ve usulüne uygun olarak kullanılmadığından verimde büyük kayıplar meydana gelmektedir. Zararlılar usulüne uygun kullanılmayan ilaçlara karşı bağışıklık  kazanmaktadırlar.

Ayrıca taban arazilerde ve vadilerde taban suyu yüksek ağır topraklarda yeterince drenaj sağlanamadığından kök çürüklüğü hastalıklarına rastlanmaktadır.

Mevcut Yasalardan  Kaynaklanan Problemler

               Ekonomik İşletme Büyüklüğünün Korunamaması

    problemlerden en önemlisi miras hukukumuzun en olumsuz yanını oluşturan  arazi bölünmeleridir.  Aile işletmesi şeklinde yapılan üreticilikte işletmelerin %80’ine yakını ortalama 13 da ‘lık arazi büyüklüğüne sahiptir.İşletmelerin yetersiz büyüklükte, çok parçalı ve dağınık olması, teknolojik alet ve makine gibi işletme  vasıtalarının kullanımının olmaması, verimin düşmesine ve maliyetin yükselmesine neden olmaktadır. Aile ihtiyaçlarını tam olarak fındıktan sağlayamayan üreticiler  başka alanlara yönelmekte, fındığı ek gelir olarak düşünmektedir. Böylece üretimi artırmak için gerekli olan (gübre ve ilaç gibi girdilere) gereken önemi vermemekte, bunun sonucu olarak ta  bahçelerden istenilen  verim alınamamaktadır.

Dikim Alanlarının  Plansız  Artmasından Kaynaklanan Problemler

fındık üretiminde görülen en önemli problemlerden biriside 2844 sayılı fındık üretiminin planlanması ve dikim alanlarının sınırlandırılması hakkındaki kanuna rağmen fındık üretim alanlarının plansız bir şekilde süratle artmasıdır.

Doğu Karadeniz Bölgesinde maksimum sınırına ulaşan fındık üretim alanları ikinci üretim bölgesi dediğimiz, başta Samsun, Düzce, Sakarya gibi illerde ve özellikle taban arazilerde süratle genişlemektedir.  Fındıktaki destekleme alımlarının etkisi ile ürünün güvencesinden etkilenen üreticiler,daha karlı olabilecek ancak Pazar ve fiyat garantisi olmayan ürünlerin yerine iyi nitelikli arazilerini fındık bahçesi haline dönüştürmektedirler.

 

Tarım Bakanlığı tarafından yürütülen Alternatif Ürün projesine işlevlik kazandırarak başta Samsun, Çarşamba, Terme, Bafra gibi taban arazilerde ülke ekonomisine daha çok katkı sağlayacak ürünlerin yetiştirilmesi teşvik edilmelidir. Yılda  bir milyar dolar ‘ın üzerindeki yağ ve yağlı tohum açığı bulunan ülkemizde bu alanlarda yağ bitkileri üretimi teşvik edilerek fındık üretimi sınırlandırılmalıdır. Denetimsiz ve kontrolsüz saha artışlarının önlenmesi ile birlikte kaliteli fındık üretimi teşvik edilmelidir. Verim ve Kalitesi düşük peryodisite eğilimi yüksek çeşitlerle yapılan üretimden vazgeçilmeli tüketici ülkelerin talebi doğrultusunda uygun çeşitlerle üretim yapılmalıdır. Bu özellikleri taşımayan eski planstasyonlar süratle yenilenmelidir. Alıcı ülkelerin Türk fındığına olan güveni korunmalıdır. Kaliteli fındığa yüksek fiyat uygulanması yapılarak, çeşit bazında kaliteli fındık üretimi teşvik edilmelidir.

 

 

Bütün bu olumsuzluklara rağmen  Karadeniz insanı; Karnını doyurmanın, ailesini geçindirme’nin, toprağına sahip çıkmanın ve onu korumanın yolunu fındık tarımı ile bulmuştur. Bu bölgede  iki milyonu aşkın insan doğrudan veya dolaylı olarak  geçimini fındıktan sağlamaktadır.   Bölge insanı yüksek eğimli sığ toprak yapısına sahip VI. – VII. Sınıf tarım arazisi karakterindeki alanlarda  yılda yaklaşık  350.000 bin ton fındık üretimi gerçekleştirmektedir.  Fındığın kg. fiyatını 3.000.000 Tl. olarak kabul edersek  bu üretimin  bugünün fiyatları ile  karşılığı  2.785.000 ton  buğday üretimine eşdeğer dır.  Bu  ürün  450kg/da   verim ile  ancak 620.000 ha lık  bir alandan alına bilir.   Fındık üreticisi  bu zor koşullarda bile toprağından  en az çukur ova değerinde  yararlanmanın  ve ona sahip çıkmanın yolunu bulmuştur.

FINDIĞIN PAZARLAMA AŞAMASINDAKİ PROBLEMLERİ

Türkiye’de üretilen fındığın % 85-90 gibi büyük bir kısmı ihracata yöneliktir. Türkiye dünya fındık ihracatının % 75, 80 ini elinde bulundurmasına ve kaliteli fındık üretimine karşılık, ihracatta  yeterli  artış sağlayamamakta, stoklar oluşmakta ve ihracat geliri arttırılamamaktadır. Dünya fındık ihracatında Türkiye’nin en önemli rakibi İtalya’dır. Türkiye, İtalya’nın AB üyesi olmasının sağladığı ticaret avantajı, pazara yakın olma ve pazarlama organizasyonu bakımından üstünlüğünü bilerek pazarlama politikasını daha iyi  düzenlemelidir.

Dünya  üretiminin % 70-75’ini karşılayan ve dünyanın en kaliteli fındığını üreten ülkemizin dış pazarlarda fiyatların teşekkülünde etkinliği yok gibi gözüksede  pıyasa fıyatının oluşmasında Türkiye’nin fındık rekoltesi  belirleyici  rol oynamaktadır.  Fakat  fındık ihracatçılarının  dış ülkelerde fiyat yönünden yaptıkları  rekabet hem bu kuruluşlara  hem de ülkemiz ekonomisine zarar vermektedir.

 

Taban fiyatın tespitinde fındığın maliyetinin dikkate alınarak, üreticiye uygun kar sağlaması ve ihracatta güçlükler yaratmaması esas alınmalıdır.

Fındıkta fiyat dalgalanmalarının önlenerek istikrarlı bir yapıya kavuşturulabilmesi  için üretici birlikleri güçlü bir yapıya kavuşturulmalıdır.

Fiskobirlik tam bir üretici birliği haline getirilerek fındığı üreticiler adına alan, içte ve dışta üreticiler adına pazarlayan bir yapıya kavuşturulmalıdır. Böylece taban fiyat sorunu ortadan kalkacak, Pazar şartları yakından takip edilerek ürün gerçek değerine satılacaktır.

Fiskobirlik yüksek kar ettiği dönemlerde işletme giderleri haricindeki kazançtan ortaklarına kar payı dağıma şansına sahip olacaktır.

 

Asgari ihraç fiyatları tespit edilirken rakip ülkelerin fiyatları, dünya piyasası, dünya fındık üretimi ve ülkelerin tüketim eğilimleri dikkatle izlenmelidir. Asgari ihraç fiyatı en fazla fındık ihraç edebileceğimiz en yüksek fiyat olmalıdır.

Dünya fındık üretimi ve ihracatı yakından takip edilerek fiyatlar özellikle AB Ülkeleri ve ABD ‘li üreticiler için cazip olabilecek yüksek rakamlara ulaşması engellenmelidir.

Fındık İtalatcısı konumundaki Firmalar  fındığın oynayan fiyatları karşısında  Antepfistığı, badem, ceviz ve yerfıstığına kayabilmektedir. Onun için fındığın dış fiyatı dolar bazında sabit ve istikrarlı olmalıdır.

Ülkemizde bugün iki bakanlık ile 20 civarında kamu ve özel sektör kuruluşu fındığa hizmet götürmektedir. Fakat bunlar arasında yeterli işbirliğinin sağlandığı söylenemez.

 

Asgari  ihraç fiyatlarının alıcı ülkelere  zamanında duyurulmalı  ve bunun altında kesinlikle satış yapılmayacağı mesajı verilmelidir.

Fındığın bir gıda maddesi olarak  insan beslenmesindeki rolünü artırmak için  AR-GE çalışmalarına önem verilmelidir.

Son yıllarda Aflatoksin oluşumundan dolayı ihracatta yaşanan sıkıntıların giderilmesi için eğitim çalışmalarıyla üreticiler  bilinçlendirilmeli ve aflatoksin oluşumunu önleyici tedbirler suratle alınmalıdır.

Verim artırıcı tedbirler alınıp, eski plantasyonlar yenilenmelidir.  Olumsuz arazi şartlarından dolayı, mekanize olamayan fındık tarımı, gelecek yıllarda  artan işgücü maliyetleri nedeni ile ekonomik olmayabilir.

 

 

 

 

 

Yazı kategorisi: FINDIGIN PAZAR SORUNLARI | » yorum bırak;

2 bin ‘Fındık Kavuran’ satıldı

Yazan: findik28 Nisan 29, 2008

Ordu Valisi Dr. Said Vakkas Gözlügöl’ün iki yıl önce yaşanan fındık krizi sırasında seyyar satıcılar için geliştirdiği ‘Fındık Kavurma Makinesi’ ile Ordu ve diğer illerde en az 100 bin istihdam yaratmayı hedefliyor.

Ordu Valisi Gözlügöl, ortalama bin ile 1500 lira arasında satılan ‘Fındık Kavurma Makinesi Fındık Kavuran’ ile ayda ortalama 5 bin YTL kazanılabildiğine dikkat çekti.

İKİ BİN MAKİNE SATILDI: Gözlügöl, “Fındık Kavuran ile iki yıl önce hem işsizlere iş sağlayacak, hem de Türkiye’nin fındık arzı fazlasının günlük tüketimle eritilmesini sağlayacak bir projeyi hayata geçirdik. Bugüne kadar sadece Ordu’da iki binin üzerinde makine satıldı. Hedefimiz en az 100 bin istihdama ulaşmak” diye konuştu.

MAKİNEYE İLGİ SÜRÜYOR: Ordu’nun Türkiye fındık üretiminin yüzde 35′ini gerçekleştirdiğini belirten Vali Gözlügöl, iki yıl önce piyasaya sundukları Fındık Kavuran makinesine talebin devam ettiğini söyledi. Gözlügöl, şöyle konuştu: “Ordu Sosyal Yardım ve Dayanışma Vakfı adına 100 makine alıp ihtiyaç sahiplerine dağıttık. Şu anda Ordu’da 4 firma bu makineden üretiyor. Antalya, Ağrı, Siirt, Erzurum, İstanbul, Ankara gibi illere çok sayıda makine gönderildi. Hem 8 milyon fındık üreticisinin sorununa çözüm bulmaya çalışıyoruz hem de 70 milyon insanımızın daha fazla fındık tüketmesini istiyoruz.”

PROJELİ YAŞAMA GEÇTİK: Ordu Valiliği Strateji Merkezi’nin hazırladığı 20 değişik projenin hayata geçirildiğine işaret eden Vali Gözlügöl, şöyle konuştu: “Ordu’da günübirlik uygulamalardan çok stratejik bir hareket tarzımız olsun istedik. Strateji Merkezi’ni bu amaçla kurduk. Avrupa Birliği hibe programı çalışmalarına yoğunlaştık. Bölgelerarası gelişmişlik farklarını azaltmayı hedefleyen 24 milyon Euro’luk hibe programından, Ordu olarak 41 projeyle 4.2 milyon Euro hibe desteği sağladık. Avrupa Birliği Kırsal Kalkınma Hibe Programı Çalışmaları kapsamında 20 il için 2010 yılına kadar toplam 269.8 milyon Euro hibe kaynak ayrıldı. Bu projelerle denizden daha çok yararlanacağız.”

Sosyal yardım kartlarıyla dertlerden kurtulduk

ORDU Valisi Said Vakkas Gözlügöl, uygulamaya soktukları projelerin en önemlilerinden birinin de sosyal yardım kartları olduğunu belirterek, şunları söyledi: “Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı’na başvuran ihtiyaç sahiplerine Eylül 2007′den bu yana sosyal yardım kartları veriyoruz. Bu karta belli kategorilerde harcanmak üzere yükleme yapıyoruz. Gıda isteyene gıda, giysi isteyene giysi için harcayabileceği rakam yüklüyoruz. Kart sahibi bu miktarı istediği yerde istediği zaman harcıyor. Böylece biz de valilik olarak ihalelerle, depolamayla, dağıtımla uğraşmıyoruz. Bir sürü dertle uğraşmaktan kurtulduk.”

Ordu’yu marka yapmak için proje başlatıldı

ORDU’yu marka yapmak istediklerini söyleyen Ordu Valisi Said Vakkas Gözlügöl, “Markalaşmada New York ile yarışıyoruz. Ordu’yu ‘oksijen diyarı’ olarak konumlandırdık. Temmuz 2007′de Ordu Şehri Markalaşma Projesi’ni devreye soktuk” dedi. Gözlügöl, sözlerini şöyle sürdürdü: “Şehrimizin sahip olduğu kültürel, tarihsel, doğal ve toplumsal özellikleri ile ekonomik ürün, hizmet, imkán fırsat ve avantajlarını bir bütünlük içinde diğer şehirlerden ayırt etmek amacıyla kendine özgü bir sembolle destekleyerek, tanıtım ve imaj projesiyi hayata geçirdik. Ordu Şehri Markalaşma Projesi, butik bir ilde markalar yolculuğunda hayatın bütün şubelerine dinamizm, ilham ve enerji vermeyi hedefliyor.”

Yazı kategorisi: FINDIKLA ILGILI HABERLER | » yorum bırak;

FINDIK VE AFLATOKSIN

Yazan: findik28 Nisan 28, 2008

  

 

                  Günlük yaşantımızda sık görülen ve hemen her çeşit gıda maddesinde üreyebilen küfler, son yıllarda üzerinde önemle durulan bir araştırma konusu olmuştur. Küfler, uygun koşullarda ham ve işlenmiş materyalde çoğalarak bir yandan ürünün kalite ve kantitesini değiştirip bozulmasına neden olmakta diğer yandan da insan sağlığı için az veya çok zararlı toksik maddeler oluşturmaktadırlar. Funguslar (küfler) geniş bir grup olup bunları halkımız; mayalar, pas hastalığına neden olan organizmalar, bitkilerde çürümelere neden olan  ve insan-hayvanlarda hastalık yapan etmenler olarak bilirler. Ancak insanlarca gıda olarak tüketilen, yemeklik mantarların da aynı gruptan olduğu pek bilinmez. Bu organizmalar bitki, hayvan ve insanlarda birçok hastalığa neden olduğu gibi her yıl tarımsal ürünlerin büyük bir çoğunluğunu da kayba uğratmaktadırlar.

 

 

                   MİKOTOKSİNLER

                       

                   Küfler, üzerinde geliştikleri ürünlerde belirli koşullarda toksinler oluşturur ve bunların canlı organizmaya etkileri çok farklılık gösterir. İnsan, bitki ve sıcak kanlı hayvanlar için toksin olanlar mikotoksinler olarak adlandırılmaktadır. Mikotoksinler funguslar (küfler) tarafından üretilen sekonder metabolitlerdir. Bunlar bitki, insan ve hayvanlarda doğal olmayan ve zararlı biyolojik değişmelere neden olmaktadırlar.Doğal koşullarda insanlar ve hayvanlarda kitle halinde zehirlenmeler yapan en önemli mikotoksinler ise Aspergillus, Penicillium ve Fusarium cinsi küfler tarafından oluşturulmaktadır. Kimyasal yapısı belirlenen ilk mikotoksin Aspergillus flavus ve Aspergillus parasitucus türleri tarafından oluşturulan “aflatoksin” dir.

 

                    Mikotoksinler üzerindeki çalışmalar, 1960’da aflatoksinin bulunmasından sonra yoğunluk kazanmış ve bütün dünyada inceleme konusu olmuştur. Yapılan çalışmalar aflatoksinin B1, B2, G1, G2 olmak üzere dört temel bileşiği olduğunu göstermiştir. Ultraviole ışık altında bunlardan ikisi mavi, ikisi de yeşildir. Bu fluorans renklere göre ortaya çıkan toksinlerden mavi olanlarına Blue’nun baş harfi olarak B1 ve B2 , Green’in baş harfi olarak da G1 ve G2 adı verilmiştir. Bugün 18 türevi olduğu bilinen aflatoksinin en toksik özellikteki olanı B1 ‘dir.

                   

      

                   FINDIĞA KÜF BULAŞIM NOKTALARI VE KÜF OLUŞUMUNA ETKİ EDEN UNSURLAR :

 

                   Fındıkta küf bulaşması yaygın olup, gelişmeleri insan ve hayvan sağlığı için önemli bir risk oluşturmaktadır. Küf gelişimi bahçede başlamakta, hasat ve yetersiz veya uygun olmayan kurutma koşulları nedeniyle gelişebilmekte , depolama ve taşıma sırasında da bulaşma miktarı büyüyebilmektedir.

 

                  Fındıkta Aspergillus flavus ve Aspergillus paraticus  adlı küfler insanlar için toksin olan “aflatoksin” adlı mikotoksini oluşturmaktadırlar.

                  TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi tarafından yapılan bir araştırma sonucuna göre kabuklu fındıkta hasat , kurutma ve depolama süresince Penicillium , Aspergillus ve Rhizopus cinsine ait türlere rastlanılmıştır. Kabuklu fındıkta A.flavus gelişmesi ağaçta başlamakta, hasat işlemleri boyunca artmaktadır. Ancak harman ve depolamada kabuğu çatlamış fındık daneleri dışında ağaçtaki ve yerdeki kabuklu fındık tanelerinde  A.flavus görülmemiştir.

                                    Aflatoksin oluşumu, ortam bağıl nemi ile dolayısıyla ürünün su aktivitesi ile ilgilidir.Güneşte kurutma sırasında, su aktivitesinin yüksek olduğu ilk 6-10 günde aflatoksin oluşabilmektedir. Naturel iç fındıklar aflatoksin açısından riskli iken , kavrulmuş fındıklar daha dayanıklıdır. Naturel fındıkta 0,38 , kavrulmuş fındıklarda ise 0,24 su aktivitesi aflatoksin oluşumunu önlemektedir. Ayrıca yağışın fazla olduğu durumlarda küflerin toplam sayısı artmaktadır. Bu nedenle özellikle  yağışlı havalarda yere düşmüş gerek zuruflu gerekse zurufsuz fındıkların yerde fazla kalması önlenmelidir.

 

 

                   KÜFLERİN FINDIKTA YAPTIĞI BOZULMA BELİRTİLERİ:

 

                   Küfler fındıkta protein, yağ ve karbonhidratları enzimatik faaliyetlerle parçalayarak gıdanın dokusunu değiştirmekte, yağ içeriğinin azalmasına,serbest yağ asiti miktarının artmasına, proteinlerin parçalanmasına, amino asit bileşiminde değişime, besin değerinin düşmesine, renk değişimine, kötü koku oluşmasına, tat değişimlerine, ağırlık kaybına ve toksin oluşmasına yol açmaktadırlar. Küfler sağlam gıdanın içine de girebildiklerinden bakterilerden daha fazla zarar vermektedirler. Yüksek nem ve yüksek bağıl nemde depolanan fındıklarda mikrobiyal kaynaklı invertaz enzimi, sukrozu parçalayarak glukoz  ve fruktoz oluşturmaktadır. Taze fındıkta 0.05 g/100g olan glukoz ve fruktoz miktarlarının 0.1g/100g’ı aşması fındıkların eski yada kötü depolanmış olduğunu göstermektedir. Sukroz miktarının 4g/100g’dan 2g/100g’a düşmesi fındıkların bozulduğunu göstermektedir.

 

     FINDIKTA  AFLATOKSİN  SINIR  LİMİTİ  VE DENETİM  MEKANİZMASI:

                   

                Tüketici ülkeler ve dünya piyasaları kanserojen olan aflatoxin açısından riskli ürünlerde aflatoxin limitinin sıfıra indirilmesini hedeflemektedirler. Bu hedef doğrultusunda birçok ülkede aflatoksin B1 limiti 5 ppb ‘den  2 ppb’ye fındıkta  Toplam Aflatoksin (B1+B2+G1+G2)= 10 ppb’den, 4 ppb’ye indirilmiştir.          

 

                Küfler Gıdalarda mikrobiyal faaliyetler, gıda bozulmaları ve/veya gıda zehirlenmelerine neden olabilmektedir. Gıdaların PH’ı, su aktivitesi,toplam asitliği, koruyucuların varlığı, doğal mikroflora, besin içeriği, indirgenme potansiyeli, çevrenin kimyasal ve fiziksel özellikleri, gaz bileşimi, depolama sıcaklığı ve depo bağıl nemi mikroorganizmaların faaliyetlerini etkileyen önemli unsurlardır.

 

                 AFLATOKSİNSİZ FINDIK İÇİN NE YAPILMALI:

                     

                Özellikle, insan gıdası olarak tüketilecek, ham ve işlenmiş tarım ürünlerinin miktarı kadar kaliteli ve güvenilir olması da gerekmektedir.

                Ülkemizin geleneksel ihraç ürünleri arasında yer alan ve büyük ekonomik değere sahip olan fındığımızın hak ettiği değeri bulabilmesi , ihracatının sürdürülebilir olması, Türk fındığı kalitesinin ve itibarının zedelenmemesi için fındıkta aflatoksin oluşumu mutlaka engellenmelidir.

               

Bu amaçla aşağıdaki hususlara uyulması gerekmektedir.

 

1-     Hasat mevsiminden en az 5-10 gün önce fındık bahçelerindeki yabancı otlar temizlenmelidir.

 

2-     Bahçede bulunan ve farklı zamanlarda hasat olgunluğuna gelen farklı çeşitler hasat olgunluğuna göre ayrı ayrı hasat edilmelidir.

 

3-     Hasat, yerden ve  fındıklar tam olgunlaştıktan sonra yapılmalıdır.

 

4-     Hasat olgunluğuna gelip kendiliğinden yere dökülen fındıklar yerde bekletilmeden toplanmalıdır.

 

5-     Hasat edilen fındıklar jüt çuvallar içerisinde, aynı gün harmana getirilmeli, kesinlikle naylon çuvallar içinde ve sıkışık bir vaziyette bahçede bekletilmemelidir. Çünkü bunun sonucunda küflenme ve çürüme başlar.

 

6-     Harmana getirilen zuruflu fındıklar büyük yığınlar ve kalın tabaka oluşturacak şekilde yığılıp bekletilmemelidir.

 

7-     Zuruflu fındıklar toprakla temas ettirilmemeli ve yağmurdan korunmalıdır. Üzerine örtülen naylon örtü çardak şeklinde olmalıdır.

 

8-     Zuruflu fındıklar; beton harmanlarda 15-20 cm kalınlığında serilerek güneşte 1-2 gün soldurulduktan sonra patoza verilmelidir.

 

9-     Fındığı verdiğimiz patoz fındıkları zurufundan tam olarak ayırırken fındık kabuğuna zarar vermemelidir.

 

10- Zurufundan ayrılmış dane fındıkları; hafif meyilli ve temiz beton harmanda kurutulmalıdır. Eğer harman beton değilse fındığın toprakla temasını önlemek için jüt tente veya bez kullanılmalıdır.

 

11- Beton veya jüt tente üzerine sererek kurumaya bıraktığımız fındıkları yağmurdan korumak için üzerine örteceğimiz naylon örtü direkt fındığın üzerine değil, en az 30-40 cm yükseklikte çardak yaparak örtülmelidir.

 

12- Tam olarak kuruyan (en fazla %12 nem) kabuklu dane fındıkların içindeki patozun kırdığı iç fındıklarla yabancı maddeler seçilmelidir.Çünkü bu maddelerin dayanıklılık süresi az olduğu için küflenerek aflatoksin oluşturabilmektedir.

 

13- Kuruyan fındıklar iyice soğuduktan sonra, sabah erken veya akşam geç saatte jüt    çuvallara koyulmalıdır. Naylon çuvallarda fındıklar kızışma yapmakta, bunun sonucu da küflenme oluşacağından jüt çuval kullanılmalıdır.

 

14- Kuruyan kabuklu fındıklar hemen pazara götürülmeyecekse, temiz , rutubetsiz ve havalandırma özelliğine sahip bir depoda muhafaza edilmelidir

Yazı kategorisi: FINDIK ZARARLILARIYLA MÜCADELE | » yorum bırak;