AKŞEN FINDIK SATIŞ VE PAZARLAMA

FINDIK BiZDEN SORULUR

FINDIK ÜRETIMINDE VE PAZARLAMA POLITIKASI

Posted by findik28 Mayıs 1, 2008

ÜLKEMİZ MİLLİ MEYVESİ OLAN FINDIK YETİŞTİRİCİLİĞİNDE UYGULANMASI GEREKEN ÜLKESEL VE BÖLGESEL GERÇEKÇİ POLİTİKALAR

 

 

Yrd. Doç. Dr. İsmail Hakkı KALYONCU

kalyon@selcuk.edu.tr

Selçuk Üniversitesi Ziraat Fakültesi 

Bahçe Bitkileri Bölümü

Kampüs/KONYA

Türkiye’deki üretimi çok eskilere dayanan fındık, geleneksel ihraç ürünü olma niteliğini devam ettirmekte ve ülkemiz ekonomisine oldukça önemli katkıda bulunmaktadır. 2003 yılı verilerine göre 708.389 ton olan dünya fındık üretiminde ilk sırada yer alan ülkemiz, dünya üretiminin yaklaşık % 70’ini üretmektedir (Anon., 2004a; Kutkan, 2002).

Fındık üreten ülkeler arasında saha, üretim ve ihracat bakımından ilk sırada yer almamıza karşılık, birim sahada alınan ürün bakımından diğer üretici ülkelerin gerisinde bulunmaktayız. Yıldan yıla dalgalanma göstermekle birlikte ülkemizdeki fındık üretim artışı denetimsiz ve kontrolsüz olarak genişleyen üretim sahasından kaynaklanmaktadır (Anon. 2004b).

Yoğun olarak Karadeniz Bölgesinde yetiştirilen fındık, maalesef ürün planlaması yapılmadığından bugün ülkemizin 33 ilinde üretilmektedir. Fındığın dünyada en kaliteli ürünlerinin elde edildiği ve standartlarının belirlenmesinde en etkili olan, doğal ve ekolojik şartları nedeniyle en iyi yetiştirme ve 1. standart bölgesi Artvin, Rize, Trabzon, Giresun ve Ordu illeri olmakla birlikte yetiştiricilik denetimsiz olarak çok geniş alanlara dağılmış bulunmaktadır. Buda fındıkta kalite ve verim üzerinde olumsuz etkilerde bulunulmaktadır.

Ayrıca Trabzon, Giresun ve Ordu illerinde fındık üretimi yapan işletmelerin % 61’inin, başka bir ifade ile 240 bin işletmenin en önemli tarımsal geçim kaynaklarının başında fındık gelmektedir. Ekonomik olarak 395 bin aile yaklaşık 540 bin hektar alanda fındık üretimiyle uğraşmakta olup, bu da tahminen 2 milyon nüfusa tekabül etmektedir (Kutkan, 2002).

Beslenmemizde önemli bir yeri olan fındık günlük yaşantımızda çok geniş şekilde tüketilen bir yiyecek olmamakla birlikte, çerez olarak, çeşitli şekilde işlenerek tüketildiği gibi, gıda sanayiinde de yaygın olarak kullanıl-maktadır. Ayrıca fındık dünyada en çok aranan kuru meyve özelliğini yıllardan beri korumaktadır. Kuru meyveler arasında kullanım alanı % 35 civarında olan fındığın yaklaşık % 75’i de ülkemizden ihraç edilmektedir (Kutkan, 2002).

Fındık kabuğu ülkemizde çoğunlukla yakacak maddesi olarak kullanılmaktadır. Oysa fındık kabuğu çeşitli sanayi kollarında hammadde, odunu yakacak ve bazı kullanım eşyaları yapımında, yaprak ve meyve zurufu organik gübre olarak çok rahat kullanılabilir (Kutkan, 2002; Anon. 2004c).

Ülkemizdeki dikim alanlarındaki artışa paralel olarak üretimde meydana gelen artış ve özellikle İtalya ve İspanya’nın üretimi artırması dünya fındık üretimini artırır iken tüketimde çok fazla artış olmamıştır. Türkiye’nin ihracattaki payının zaten yüksek olması ve diğer üretici ülkelerin fındık ürün miktarını artırması neticesinde oluşan pazar darlığından dolayı bazı yıllar ülkemizde büyük miktarda fındık stoku oluşmakta ve ülke ekonomisi bu durumdan olumsuz etkilenmektedir (Kutkan, 2002).

Milli ürün olmayı hak eden, dünya üretim ve ihracatı açısından birinci sırada olduğumuz fındığın muhafaza etmekte olduğu bu durumunun geliştirilmesi yanında, en azından mevcut durumunu koruyabilmesi için gerçekçi politikalar ve alınması gerekli bir dizi tedbirlere ihtiyaç duyulmaktadır. Fındığın, birçok yetiştiricilik, üretim ve pazarlama sorunları ile birlikte, bu milli ürünü geniş anlamda daha iyi konuma getirmek için gerçekçi ülkesel ve bölgesel politikaları hayata geçirme zorunluluğu vardır.

FINDIKTA MİLLİ BİR POLİTİKA OLUŞTURMANIN EN ÖNEMLİ SORUNLARI VE ALINMASI GEREKLİ TEDBİRLER

Bu sorunları 3 gurup altında toplamak mümkündür. Bunlar;

A- UYGULANMASI GEREKLİ DEVLET TARIM POLİTİKALARI ve ALINMASI GEREKLİ TEDBİRLER

1) Ülkemizin Dolayısıyla Bölgemizin Bitki Haritaları Çıkarılmalı.

Son yıllara kadar tarım ülkesi olarak bilinen Türkiye, tarımdaki yanlış politikalar sonucunda, tarım ülkesi olmaktan çıkmış, ihraç eden ülke konumundan ithal eden bir ülke konumuna düşmüştür. Genel olarak Türk tarımındaki birçok problemin yanında, çok önemli bir problem olarak gördüğümüz ve bir an önce hayata geçirilmesi gereken çözüm “Türkiye Bitki Haritası”nın çıkarılmasıdır (Kalyoncu, 1999a).

2) Fındığın 33 Civarında Yetiştiriciliği Yapılan İl Sayısı ve Yetiştiriciliği Yapılan Bölgeler Mutlaka Yapılacak Olan Doğru Planlamayla Daraltılmalıdır. Üretim Kaliteli ve Verimli Olan Gerçek Ekolojisine Çekilmelidir.

Milli meyvemiz olan fındık kendi üretim bölgesinden diğer merkezlere olan insan göçü ile birlikte götürülmüş, buna ek olarak tarımda ciddi anlamda uğraşmayan ve arazilerde üretim yapmayan arazi sahipleri sadece yaz tatilinde değerlendirilmek amacıyla arazilerine fındık dikmişlerdir. Bazıları da kendi bölgelerinde yetişebilirliğini denemek amacıyla hiçbir planlama ve yetiştiricilik teknikleri uygulanmadan fındığı yetiştirme alanları dışına çıkarmışlardır.

Taban alanda yetiştiriciliği uygun olmayan, ayrıca bu arazilerde daha karlı ve birden fazla ürün alınabilecek olunmasına rağmen böyle arazilere fındık dikmek suretiyle fındık alanları 33 il dahiline yayılmıştır. Böylece ekolojisi ve doğal yetiştirme alanı dışına çıkarılan fındıkta verim ve kalite düşüklüğüne sebep olunmuştur

Bu nedenle hem diğer ürünlerin karlı ve kaliteli yetiştiriciliği yapılan alanlar hiçbir denetim olmadan fındık dikilmek suretiyle işgal edilmiş, fındık alanları genişletilmiş, hem de daha karlı diğer ürünlerin yetiştiriciliğinin yapılabileceği alanlar daraltılmıştır. Fındık hem doğal coğrafyası olan, yetiştiriciliği ile erozyonu önleyen hem de bölge insanının sınırlı geçim kaynaklarından biridir. Fındık dikim alanlarının bölge dışına çıkarılması suretiyle aile başına düşen arazi varlığı zaten düşük olan ve coğrafi yapısı itibarıyla sınırlı bitkisel üretim yapılabilen bölge çiftçisinin geçim kaynağına kalitesiz üretimle ortak olunmuştur. Böylece üretimdeki bu plansız artışla birlikte bölge çiftçisinin sosyo-ekonomik yapısı zayıflatılmıştır

Ayrıca önemli tüketim alanları olan gelişmiş ülkelerde nüfus artışındaki gerilemelerden, diğer üretici ülkelerin de fındık alanlarını artırması ve yeni pazarların oluşturulamamasından fındık dış satımında dünyada önemli yeri olan Türkiye’de yapısal sorunların yanında teknik sorunlarda da artış görülmüştür. Böylelikle artan üretime paralel olarak tüketimi yapılamamasından dolayı pazarlama ve stok sorunlarıyla karşılaşılmaktadır

Bütün bunlardan dolayı ciddi ve uzun vadeli bir milli politika ve planlamalarla fındık alanları doğal yetiştirme alanlarına ivedilikle çekilmelidir. Verim ve kaliteyi artırmak amacıyla fındık taban arazilerden, yetiştiriciliğini olumsuz etkileyen iklim alanlarından sökülmelidir. Üretim fazlalığı, stok, depolama zorunluluğu, pazar sorunları yanında zaten küçük arazi varlığına sahip bölge çiftçisinin sosyo-ekonomik yapısını daha da bozmadan fındık yetiştiriciliğini doğal yetiştirme alanı olan Ordu, Giresun ve Trabzon illerine çekmek kaçınılmaz hale gelmiştir. Bu uygulamayla sosyal bir sorun olan göçler de bir ölçüde engellenmiş olacaktır.

3) Tarımsal Faaliyetlere Yasal Çerçevede ve Yasa Emriyle Mutlaka Uzman Denetimi “Ziraat Mühendisliği Denetimi” Getirilmelidir.

Hiçbir meslek alanında olmayan, fakat tarımsal alanda Ziraat Mühendisliği sınırları içinde çok sık rastlanan, yeterli bilgiye sahip olmayan kişi ve kuruluşlar hiçbir uzman denetimine tabi olmadan veya hiç Ziraat Mühendisliği hizmeti almadan tarımsal üretime geçebilmektedir. Bu yanlış uygulama üretim ve kaliteyi düşürdüğü gibi birçok sorunu da beraberinde getirmektedir. Bütün bu konular dikkate alınarak tarımsal alanda üretim yapacak kişi veya kuruluşlara mutlaka ve mutlaka bir denetim getirilerek hizmet verilmelidir.

Bu doğrultuda yasal düzenlemelerle tarımsal alanda “Ziraat Mühendisliği Denetimi ve Hizmeti” getirilmelidir. Özellikle belli ölçeklerdeki tarım kuruluşlarına yeterli Ziraat Mühendisi istihdamı şart koşularak, çiftçi faaliyetleri de bu çerçevede denetim altına alınmalıdır (Kalyoncu, 1999a; Kalyoncu, 1999b).

4) Taban Fiyatlar Kaldırılarak Üretim Doğrudan ve Yeterli Oranda Desteklenmelidir.

Eski bir uygulama olan ve geçerliliğini yitiren taban fiyat uygulaması kaldırılarak üretici birlikleri organizasyonlarıyla fiyatlar borsalarda oluşturul-malıdır. Ürün değeri oluşumu bazı tarım ürünleri olan kiraz ve elmada olduğu gibi serbest piyasada oluşturulmalıdır. Bunun yanında çiftçi gelişmiş ülkelerde olduğu gibi desteklenmelidir. Tarımda destek uygulaması yapısal sorunlar çözülerek ürüne dolayısıyla üretime doğrudan yapılmalıdır (Kalyoncu, 1999a).

5) Tarım Yüksek Kurulları Oluşturulmalıdır.

Ülkemizde arazi rantının artması, plansız şehirleşme, sanayileşme ve turizm faaliyetleri sonucu tarım alanları ve tarım topraklarının amaç dışı kullanımları, tarımda telafisi çok güç olan problemler yaratmaktadır. Üründeki plansızlığı da bunlara eklediğimizde önemli ve kaliteli ürünlerdeki üretimimiz gerilemiştir.

Bütün bunlar dikkate alınarak, tarımsal alanda yapılacak her türlü faaliyet ve uygulamalar bu konularda uzman görüşü denetimine tabi tutulmalı ve yasal çerçeve içinde “Tarım Yüksek Kurul” yapıları oluşturulmalıdır. Bu kurul denetiminde “Tarımsal Sit Alanları” oluşturularak tarım sahalarının yok olması, ürün deseninin bozulması ve tarım topraklarının amaç dışı kullanımı engellemelidir (Kalyoncu, 1999a; Kalyoncu, 1999b).

B- YAPISAL SORUNLAR ve ALINMASI GEREKLİ TEDBİRLER

1) Bitki Haritaları Çıkarılarak, Bu Haritalar Temel Teşkil Edecek Şekilde Bölge ve Yörelerin Ürün Deseniyle Birlikte Üretim Çeşitliliği Belirlenmelidir.

Bu amaçla bitki haritalarına uygun olarak bölgesel bitki deseni belirlenerek, bu desene göre yetiştiricilik yapılmalıdır. Bunun neticesi olarak ta bölgenin doğal bitkileri ile birlikte yetiştirilecek ürün çeşitliliği belirlenmiş olacaktır (Kalyoncu, 1999a).

2) Gerçek Çiftçiler veya Üreticiler Belirlenerek Tarımda Çalışan Nüfus Gerçekçi Olarak Ortaya Konulmalıdır.

Tarımdaki bunca sorunun yanında çiftçi veya üreticinin kimliği tam olarak belirlenmemiştir. Hiçbir iş kolunda mevcut olmayan bu düzensizlik ve belirsizlik verim, kalite, istatistik ve milli gelirin dağılımının yanında sosyal yapının belirlenmesinde ve planlamalarda da sorunlar yaratmaktadır. Dileyen her vatandaş hiçbir izin ve doğru bilgi almadan denetimsiz bir şekilde tarımsal üretime geçebilmektedir. Dolayısıyla birçok mesleğe sahip kişiler aynı zamanda çiftçi veya üretici olabilmektedir. Bu denetimsizlik tarımsal üretime ayrıca bir sorun eklemektedir.

) Üretici Birlikleri Mutlaka Kurulmalı ve Ürün Borsaları Oluşturulmalıdır.

Son yıllarda tarım alanında üretici birliklerinin önemi gittikçe artmaktadır. Kooperatifleşme Türk insanı sosyal yapısına uyum gösterememesi nedeniyle bu konudaki doğan boşluk tam anlamıyla doldurulamamıştır. Bu nedenle Türk çiftçisi birçok güçlükle üretmiş olduğu ürününü çoğu kez maliyetinin altında satarak sadece kendi iş gücünden kazanç sağlamaktadır. Üretimden kaynaklanan büyük kar payını hemen hemen hiç emek harcamadan hasattan tüketiciye ulaşana kadar aracı kişi ve kuruluşlar kazanmaktadır. Hem üretici az kazanmakta ve hem de tüketici yüksek fiyattan tüketim yapmaktadır.

Emek harcamadan kazanç sağlayan aracı kişi ve kuruluşları aradan kaldırıp, ürün üretici birlikleri vasıtasıyla direk üreticiden tüketiciye ulaştırılmalıdır. Böylece üretimden elde edilecek olan kar gerçek üretici olan çiftçiye yansıtılacaktır. Üreticilerin çok yararına olan bu birliklerin vakit geçirilmeden oluşturulması gerekmektedir. Bu milli üründe dünya üretiminde önde olmamıza rağmen fındık borsasını ülkemizde oluşturamamış durumdayız. Üretici birlikleri marifetiyle birlikte bu borsasının da ülkemizde oluşturulması sağlanmalıdır.

4) Tarımsal Ürün Sigortası Yaygınlaştırılarak Uygulanmalıdır.

Tarımda sigorta uygulaması mutlaka uygulamaya konularak yaygınlaştırılmalıdır. Sigorta uygulamasının önemi sanırım 2004 yılı ilkbahar donlarının bölgemizde fındığa verdiği zararla daha fazla anlaşılmıştır.

5) Fındık Danışma, Araştırma ve Strateji Geliştirme Merkezi” Oluşturulmalıdır

Türk fındığının tüm yönleriyle en iyi şekilde değerlendirilebilmesi, yeni gelişmeleri yakalayabilmesi, stratejilerin belirlenmesi ve ihtiyaca göre güncel politikalar geliştirmek amacıyla ilgili uzmanlar ve ilgili sektör temsilcilerinin oluşturduğu, aktif çalışan, üretici, özel sektör, birlik ve borsalar tarafından doğrudan desteklenen “Fındık Danışma, Araştırma ve Strateji Geliştirme Merkezi” oluşturulmalıdır.

C- TEKNİK SORUNLAR ve ALINMASI GEREKLİ TETBİRLER

1) Ürün Deseninin Belirlenmesiyle Bölgeye Uygun, Verimli Olacak Tür ve Çeşitler Artırılacağı Gibi Bölge Üretimi Mono Kültür Olmaktan Çıkarılmalıdır.

Bitki haritasının çıkarılması ve ürün deseninin belirlenmesi neticesinde ürün çeşitliliği oluşturularak bölgede mono kültürü yapılan üretime alternatif ürünler ve karlı ürün çeşitliliği katılmalıdır. Ayrıca bölgeye uyumlu tür ve çeşitlik artırılarak, verimli çeşitlerin adaptasyonları sağlanmalıdır.

Özellikle bitkisel ürünlerde diğer ürünler karlı dahi olsa mono kültür üretimine olan devlet desteğinden dolayı bu güne kadar alışılagelmiş geleneksel yöntemler devam edecek, diğer ürünlerin karlılığı ve yetiştiriciliği tamamen engellenecek ve birçok sorunla karşılaşılacaktır. Buna en çarpıcı örnek ise yine bölgemizden olmak üzere mono kültür üretimi yapılan tütün, çay, fındık yetiştiriciliği verilebilir. Bu örnekte olduğu gibi Karadeniz kıyı şeridinde Samsun’dan Sarp’a kadar diğer bitkisel ürünlerin üretimi engellenmiştir.

Mono kültürde devlet desteği ve garanti beklentisi hem plansızlıktan kaynaklanan üretim fazlalığını, kalitesizliği ve hem de üreticiyi tembelliğe alıştırmaktadır. Bunun sonucu üretici farklı ve karlı yeniliklere kapalı kalmaktadır. Bu da fındık yetiştiriciliğinde var olan sorunları büyütecektir (Kalyoncu, 1999a).

2) Mevcut Eski Yaşlanmış Fındık Bahçeleri Standart Çeşitlerle Gençleştirilmelidir.

Ülkemiz fındık yetiştirme bölgelerindeki mevcut bahçelerin büyük çoğunluğu yaşlı olup, aynı bahçedeki dip sürgünleriyle aynı kök üzerinde gençleştirme yapılmaya çalışılmaktadır. Standart çeşitlerden oluşmamış ve yaşlı olan bu bahçeler sökülerek standart çeşitlerle gençleştirme yapılmalıdır.

3) Fındık Yetiştiriciliği Artık Tembel İşi Olmaktan Çıkarılarak Tekniğine Uygun ve Modern Bir Yetiştiriciliği Yapılmalıdır.

Bölgedeki mevcut bahçeler arazi boş durmasın anlayışıyla veya yaz mevsiminde tatile memlekete geldiğinde ürünü hasat etmek suretiyle değerlendirme tarzından vazgeçilmelidir. Yetiştiricilik ikinci bir iş veya bir teminat olarak görülmemelidir. Mevcut bahçelerde modern yetiştirme teknikleri doğrultusunda yetiştiricilik yapılarak bahçeler kurulmalı, bu doğrultuda kültürel uygulamalar yapılmalı ve bu faaliyet kolunun bir üretim ve geçim kaynağı olduğu mutlaka bilinmelidir.

4) Yapılacak Planlamalarla Fındıkta Organik Tarım Uygulamasına Geçilerek Dünyadaki Öncülüğü Yapılmalıdır.

Dünyadaki gıda tüketimi ile ilgili tüketici eğilimleri doğrultusunda tüketicilerin bilinçlenmesiyle ortaya çıkan doğal beslenme ve sağlığa verdikleri önem de dikkate alınarak organik tarıma da bu gelişme doğrultusunda önem verilmeli, organik fındık üretiminde dünya pazarlarında öncü duruma geçilmelidir.

5) Kabuklu Fındık Dış Satımı Yerine Tümüyle İşlenmiş Ürün Halinde Dış Satıma Sunulmalıdır.

Fındık dış satımında ham madde olarak kabuklu fındık yerine tam mamul halde fındık ürünlerini pazarlama konumuna geçilmelidir. Bu sayede hem iş sahaları artırılarak istihdam yaratılacak, iş gücü değerlendirilecek ve hem de katma değer ülkemizde kalacaktır. Bu yolla ülke ekonomisine ayrıca önemli katkı sağlanmış olacaktır

6) Fındıkta Standart Çeşitler Milli Bir Marka Haline Getirilmeli Markalaşmaya Mutlaka Gidilmeli ve Dünyada Türk Fındığı Markası Tanıtılmalıdır.

Ülkemiz milli meyvesi ve dünya üretim ve ticaretinde çok önemli bir yere sahip olan fındık bu güne kadar farklı çeşitlerde ve farklı firmalar tarafından pazarlanmaktadır. Aynı alanda yetiştiriciliği yapılan bölgeler itibarıyla aynı kalite ve standartta olan fındık ürünü pazarlanırken, farklı marka ve farklı fiyatlarla satışa sunulmaktadır. Dolayısıyla alıcı firmalar bu durumu da değerlendirerek fiyat indirimine gitmekte, rekabet ortamı yaratarak ürün satış değerinde düşüşler yaratmaktadır.

Oysaki standart çeşitlerle, her çeşit için milli tek bir marka oluşturmak suretiyle yapılacak pazarlamalarda bu sorunlar ortadan kalkacağı gibi, ayrı ayrı firma tanıtımları tek elden yapılarak Türk fındığının dünya piyasalarındaki tanıtımı daha ucuz ve etkili olacaktır. Türk fındığı her çeşitten standartlara uygun bir şekilde tek milli markayla dünya pazarlarında çok ciddi bir şekilde tanıtılmalıdır.

SONUÇ VE ÖNERİLER

Milli ürünümüz olan fındığın ülkemizde ve dünyada hak ettiği yeri koruması ve daha ileri bir konuma gelebilmesi için uygulanması gerekli olan ülkesel ve bölgesel gerçekçi politikalar ve çözüm önerileri yukarıda üç ana başlık halinde özetlenerek sunulmuştur. Bunun yanında pazar ve pazarlamadan kaynaklanan ilave tedbirlerle fındık bugünkü sorunlarını önemli bir miktarda aşmış ve ileri dönemlerde karşılaşılacak sorunların giderilmesinde alt yapı da oluşturulmuş olunacaktır.

Bu gün iç pazar darlığını gidermek, fındığın kullanılmasını daha da yaygınlaştırmak için toplumun gelir seviyesinin yükseltilmesi, fındık yan ürün çeşitliliğinin geliştirilmesi, gıda ve sağlık bakımından tüketicilerin bilinçlendirilmesi yönünde tanıtım ve yatırımlar yapılmalıdır. Ayrıca fındık ihracatı da günün koşullarına göre desteklenmelidir.

         Yukarıda sayılan hususlar dikkate alınarak bu yönde uygulamalara geçildiğinde fındık bu günkü sorunlarından kurtulmuş olacaktır.

Yorum yapın

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

 
Follow

Get every new post delivered to your Inbox.