Dr. Haydar KURT
Fındık Araştırma Enstitüsü
2004
Fındığın Doğu Karadeniz Ekonomisindeki Yeri
•Fındık-Hopa-Terme arasında yer alan ve sahil kesiminden 1000 m. yüksekliğine kadar ulaşan “Eski üretim bölgesinin, yüzyıllar boyu en önemli tarımsal dolayısıyla ekonomik üretim dalını oluşturmaktadır. Fındık bu bölge için bugünde en önemli hatta alternatifsiz tek üründür. Doğu Karadeniz bölgesi ekonomik yönden incelendiğinde bir tarım bölgesi olup Trabzon, Giresun ve Ordu Ekonomisinde en büyük pay fındığa aittir
Fındığın Türkiye Ekonomisi içerisindeki yeri ve Önemi
•Fındık ülkemizin tarımsal üretimi ve ekonomisi içerisinde önemli bir yeri olan, geleneksel ihraç ürünlerimizden birisidir. Ülkemiz dünya fındık üretim sahalarının yaklaşık % 80’nine üretiminin ise % 75’nine sahiptir. Fındık tek kuruşluk ithal girdisi olmaksızın milli ekonominize her yıl ortalama 750.000.000 $ lık bir döviz girdisi sağlamakta ve 4.500.000 insanımızın tek geçim kaynağını oluşturmaktadır.
•Bölgenin sosyo ekonomik durumu tamamen fındığa bağlı olduğundan bu bölgede ekonomi adeta fındığa endekslenmiştir. Bütün sosyal aktiviteler ve piyasaların canlanması fındığın pazara indiği Eylül ve sonrasına ayarlanmıştır.
•Tarımsal üretim ve işleme sanayi ile bölge insanının tek istihdam ve geçim kaynağı olan fındığın sorunlarının gün geçtikçe katlanarak artması ve tek başına geçim kaynağı olmaktan çıkması, bölge insanını daha geniş iş sahalarının bulunduğu büyük şehirlere göç etmeye hatta denizaşırı ülkelerde iş aramaya zorlamıştır.
Fındığın Temel problemleri
• Fındığın Üretim Aşamasındaki Problemleri
• Mevcut Yasaların Uygulanmamasından Kaynaklanan Problemler
• Fındığın Pazarlama aşamasındaki problemleri
Bahçelerin Yaşlı Olmasından Kaynaklanan Verim Düşüklükleri
•Doğu Karadeniz Bölgesinde fındık üretiminin yapıldığı yaklaşık 350.000 hektarlık olanın en az 150.000 hektarını ekonomik ömrünü tamamlamış, verimsiz, kim tarafından ve nasıl dikildiği bilinmeyen alanlar oluşturmaktadır.. Ekonomik ömrünü tamamlamış olan bu bahçeler kötü bakım şartları ve çeşit özelliklerinden dolayı yüksek oranda periyodisite eğilimi göstermektedirler. Bu durum yıldan yıla verimde dalgalanmalara neden olmaktadır.
Arazi ve Toprak Yapısından kaynaklanan verim düşüklüğü
•Fındık dikim alanları genellikle yüksek eğim ve çok sığ topraklı olması nedeni ile yeterli kültürel uygulamalara imkan tanımamaktadır. Toprak derinliği az ve eğimin yüksek olduğu bahçelerde uzun yıllardan beri fındık tarımının yapılmış olması, topraktan kaldırılan bitki besin elementlerinin toprağa yeterince verilmemesinden ve toprak yorgunluğundan kaynaklanan verim düşüklükleri görülmektedir. Öncelikle bu tip plantasyonların tespiti yapılmalı fındığın bitkisel özellikleri ve toprak istekleri de dikkate alınarak bir program dahilinde mutlaka verimli ve kaliteli çeşitlerle yeniden tesis edilmelidir. Toprak işleme ve kültürel uygulamaların zor olduğu, yüksek eğimli ve sığ topraklı alanlarda dikim için cep teraslar oluşturulmalıdır.
Bakım ve Gübrelemeden Kaynaklanan Verim Düşüklüğü
Üreticilerimizin fındık yetiştiriciliği konusundaki bilgileri eksik ve fındık bahçelerindeki bakım çalışmaları yetersizdir. Fındık birim alandan fazla miktarda NPK kaldırmaktadır. Her 3 yılda bir toprak ve yaprak analizleri yaptırılarak bu analiz sonuçlarına göre yeterli miktar ve çeşitte gübre tekniğine uygun bir şekilde ocak taç iz düşümüne verilmelidir. Toprak analizleri yapılmadan tek yönlü olarak verilen N ‘lu gübreler bitkide vegetatif gelişmeyi teşvik ederek verimi ve meyvede kabuk kalınlığını arttırarak randımanı düşürmektedir. Fındıkta generatif faaliyet kış aylarına denk geldiğinden iyi bir ürün için bitkinin kışa sağlıklı ve dengeli bir şekilde girmesini, olumsuz kış şartlarından etkilenmesini minimuma indirmek ve generatif faaliyeti artırmak için dengeli bir şekilde kışlık ( Fosfor ve Potasyum lu ) gübre uygulaması yapılmalıdır.
Tozlanma ve Döllenme Noksanlığından Kaynaklanan Verim Düşüklüğü
•Fındıkta iyi bir verim için bahçede mutlaka tozlayıcı çeşitlere yer verilmelidir. Fındık iki evcikli bir meyve türüdür. erkek ve dişi çiçekler aynı bitki üzerinde fakat ayrı yerlerde bulunur. Türk fındık çeşitlerinin dişi çiçekleri, kendi çiçek tozlarıyla gereği gibi tozlanıp ekonomik anlamda yeterli meyve bağlayamazlar. Bu nedenle yabancı tozlanmaya ihtiyaç vardır. Bahçe içinde ana çeşitler ile birlikte bir veya iki tozlayıcı çeşidin bulunması zorunludur. Tozlayıcı çeşitlerin ana çeşitlere oranı en az 1/10 olmalıdır. Tozlayıcı çeşitler ana çeşitle eşeysel bakımdan iyi uyuşan yüksek oranda meyve tutumu sağlayan bol ve kaliteli çiçek tozu oluşturabilen çeşitler olmalıdır. Tozlayıcı çeşitlerle ana çeşidin meyveleri mutlaka aynı şekil grubundan olmalı ve çiçek açma zamanları birbirine denk gelmelidir.
Fındık Çeşitleri İçin Önerilen Tozlayıcı Çeşitler
•Ana çeşit Tozlayıcı (Baba) çeşitler
•Tombul (Giresun yağlısı,Yağlı fın.) Palaz, Çakıldak, Foşa, mincane, karafındık.
•Palaz kalınkara, Tombul, Mincane, Foşa, Uzunmusa.
•Çakıldak (Delisava) Tombul,Palaz, Foşa.Mincane.
•Foşa (Yomra,Boyhane) Tombul, Palaz, Mincane, Kalınkara
•Mincane(Sıra fındık,Sarı yağlı) Tombul, Palaz, Foşa, Kalınkara
•Karafındık (Karayağlı) Tombul, Mincane, Foşa, Kalınkara
•Uzunmusa (Oskara yağlısı) Palaz, Mincane, tombul, Kalınkara
•Kalınkara Çakıldak, Tombul, Palaz, Mincane, Foşa.
•Sivri Palaz, İncekara, Tombul, Foşa.
Budama Yetersizliğinden Kaynaklanan Verim Düşüklüğü
•Fındık yetiştiriciliğinde üreticilerin iyi bir budama bilgisine sahip olması gerekmektedir. Ülkemizde ocak sistemi yetiştiricilik yapılmaktadır. Sık yaşlı ve verimden düşmüş bahçelerde verimi arttırmak için ocaktaki dal sayıları seyretme yoluyla azaltılmalıdır. Kurumuş, kırılmış, hastalıklı ve zararlılardan etkilenmiş dal ve dalcıklar kesilerek ortamdan uzaklaştırılmalıdır. İyi ve kalıteli bir ürün için ocaktaki dal sayısı 4 – 6 yi geçmemelidir. Ocakta bulunan dallarda meyve dalı oluşturmaya yönelik gerekli müdahaleler yapılmalıdır. Ocakların iç kısımlarının havalanma ve güneşlenmesi sağlanmalıdır. Ocaktaki dalların birbirlerinin gelişmesine engel olmayacak şekilde düzenli ve dengeli bir taç oluşturması sağlanarak fizyolojik denge kurulmalıdır.
Hastalık ve Zararlılardan Kaynaklanan Verim Düşüklüğü
•Fındık yetiştiriciliğinde verim ve kaliteyi etkileyen en önemli faktörler den biriside hastalık ve zararlılarla mücadeledir. Çiftçilerimiz fındık kurdu haricindeki hastalık ve zararlılar hakkında yeterli bilgiye sahibi değildir. Fındık kurdunun yaptığı zararlardan sadece birisi delik fındık oluşumudur. Fındık filiz güvesi, kozalak akarı, mayıs böceği, uç kurutan, yeşil kokarca ve son yıllarda oldukça yaygınlaşan koşnil ve dalkıran fındık için en önemli zararlı grubunu oluşturmaktadır. Üreticiler bu zararlılarla mücadele zamanını iyi ayarlayamamakta erken veya geç davranmaktadırlar. Mücadele ilaçları yeterli dozda ve usulüne uygun olarak kullanılmadığından verimde büyük kayıplar meydana gelmektedir. Zararlılar usulüne uygun kullanılmayan ilaçlara karşı bağışıklık kazanmaktadırlar.
•Ayrıca taban arazilerde ve vadilerde taban suyu yüksek ağır topraklarda yeterince drenaj sağlanamadığından kök çürüklüğü hastalıklarına rastlanmaktadır.
Mevcut Yasalardan Kaynaklanan Problemler
Ekonomik İşletme Büyüklüğünün Korunamaması
problemlerden en önemlisi miras hukukumuzun en olumsuz yanını oluşturan arazi bölünmeleridir. Aile işletmesi şeklinde yapılan üreticilikte işletmelerin %80’ine yakını ortalama 13 da ‘lık arazi büyüklüğüne sahiptir.İşletmelerin yetersiz büyüklükte, çok parçalı ve dağınık olması, teknolojik alet ve makine gibi işletme vasıtalarının kullanımının olmaması, verimin düşmesine ve maliyetin yükselmesine neden olmaktadır. Aile ihtiyaçlarını tam olarak fındıktan sağlayamayan üreticiler başka alanlara yönelmekte, fındığı ek gelir olarak düşünmektedir. Böylece üretimi artırmak için gerekli olan (gübre ve ilaç gibi girdilere) gereken önemi vermemekte, bunun sonucu olarak ta bahçelerden istenilen verim alınamamaktadır.
Dikim Alanlarının Plansız Artmasından Kaynaklanan Problemler
• fındık üretiminde görülen en önemli problemlerden biriside 2844 sayılı fındık üretiminin planlanması ve dikim alanlarının sınırlandırılması hakkındaki kanuna rağmen fındık üretim alanlarının plansız bir şekilde süratle artmasıdır.
• Doğu Karadeniz Bölgesinde maksimum sınırına ulaşan fındık üretim alanları ikinci üretim bölgesi dediğimiz, başta Samsun, Düzce, Sakarya gibi illerde ve özellikle taban arazilerde süratle genişlemektedir. Fındıktaki destekleme alımlarının etkisi ile ürünün güvencesinden etkilenen üreticiler,daha karlı olabilecek ancak Pazar ve fiyat garantisi olmayan ürünlerin yerine iyi nitelikli arazilerini fındık bahçesi haline dönüştürmektedirler.
•Tarım Bakanlığı tarafından yürütülen Alternatif Ürün projesine işlevlik kazandırarak başta Samsun, Çarşamba, Terme, Bafra gibi taban arazilerde ülke ekonomisine daha çok katkı sağlayacak ürünlerin yetiştirilmesi teşvik edilmelidir. Yılda bir milyar dolar ‘ın üzerindeki yağ ve yağlı tohum açığı bulunan ülkemizde bu alanlarda yağ bitkileri üretimi teşvik edilerek fındık üretimi sınırlandırılmalıdır. Denetimsiz ve kontrolsüz saha artışlarının önlenmesi ile birlikte kaliteli fındık üretimi teşvik edilmelidir. Verim ve Kalitesi düşük peryodisite eğilimi yüksek çeşitlerle yapılan üretimden vazgeçilmeli tüketici ülkelerin talebi doğrultusunda uygun çeşitlerle üretim yapılmalıdır. Bu özellikleri taşımayan eski planstasyonlar süratle yenilenmelidir. Alıcı ülkelerin Türk fındığına olan güveni korunmalıdır. Kaliteli fındığa yüksek fiyat uygulanması yapılarak, çeşit bazında kaliteli fındık üretimi teşvik edilmelidir.
•Bütün bu olumsuzluklara rağmen Karadeniz insanı; Karnını doyurmanın, ailesini geçindirme’nin, toprağına sahip çıkmanın ve onu korumanın yolunu fındık tarımı ile bulmuştur. Bu bölgede iki milyonu aşkın insan doğrudan veya dolaylı olarak geçimini fındıktan sağlamaktadır. Bölge insanı yüksek eğimli sığ toprak yapısına sahip VI. – VII. Sınıf tarım arazisi karakterindeki alanlarda yılda yaklaşık 350.000 bin ton fındık üretimi gerçekleştirmektedir. Fındığın kg. fiyatını 3.000.000 Tl. olarak kabul edersek bu üretimin bugünün fiyatları ile karşılığı 2.785.000 ton buğday üretimine eşdeğer dır. Bu ürün 450kg/da verim ile ancak 620.000 ha lık bir alandan alına bilir. Fındık üreticisi bu zor koşullarda bile toprağından en az çukur ova değerinde yararlanmanın ve ona sahip çıkmanın yolunu bulmuştur.
FINDIĞIN PAZARLAMA AŞAMASINDAKİ PROBLEMLERİ
•Türkiye’de üretilen fındığın % 85-90 gibi büyük bir kısmı ihracata yöneliktir. Türkiye dünya fındık ihracatının % 75, 80 ini elinde bulundurmasına ve kaliteli fındık üretimine karşılık, ihracatta yeterli artış sağlayamamakta, stoklar oluşmakta ve ihracat geliri arttırılamamaktadır. Dünya fındık ihracatında Türkiye’nin en önemli rakibi İtalya’dır. Türkiye, İtalya’nın AB üyesi olmasının sağladığı ticaret avantajı, pazara yakın olma ve pazarlama organizasyonu bakımından üstünlüğünü bilerek pazarlama politikasını daha iyi düzenlemelidir.
• Dünya üretiminin % 70-75’ini karşılayan ve dünyanın en kaliteli fındığını üreten ülkemizin dış pazarlarda fiyatların teşekkülünde etkinliği yok gibi gözüksede pıyasa fıyatının oluşmasında Türkiye’nin fındık rekoltesi belirleyici rol oynamaktadır. Fakat fındık ihracatçılarının dış ülkelerde fiyat yönünden yaptıkları rekabet hem bu kuruluşlara hem de ülkemiz ekonomisine zarar vermektedir.
•Taban fiyatın tespitinde fındığın maliyetinin dikkate alınarak, üreticiye uygun kar sağlaması ve ihracatta güçlükler yaratmaması esas alınmalıdır.
•Fındıkta fiyat dalgalanmalarının önlenerek istikrarlı bir yapıya kavuşturulabilmesi için üretici birlikleri güçlü bir yapıya kavuşturulmalıdır.
•Fiskobirlik tam bir üretici birliği haline getirilerek fındığı üreticiler adına alan, içte ve dışta üreticiler adına pazarlayan bir yapıya kavuşturulmalıdır. Böylece taban fiyat sorunu ortadan kalkacak, Pazar şartları yakından takip edilerek ürün gerçek değerine satılacaktır.
•Fiskobirlik yüksek kar ettiği dönemlerde işletme giderleri haricindeki kazançtan ortaklarına kar payı dağıma şansına sahip olacaktır.
•Asgari ihraç fiyatları tespit edilirken rakip ülkelerin fiyatları, dünya piyasası, dünya fındık üretimi ve ülkelerin tüketim eğilimleri dikkatle izlenmelidir. Asgari ihraç fiyatı en fazla fındık ihraç edebileceğimiz en yüksek fiyat olmalıdır.
•Dünya fındık üretimi ve ihracatı yakından takip edilerek fiyatlar özellikle AB Ülkeleri ve ABD ‘li üreticiler için cazip olabilecek yüksek rakamlara ulaşması engellenmelidir.
• Fındık İtalatcısı konumundaki Firmalar fındığın oynayan fiyatları karşısında Antepfistığı, badem, ceviz ve yerfıstığına kayabilmektedir. Onun için fındığın dış fiyatı dolar bazında sabit ve istikrarlı olmalıdır.
•Ülkemizde bugün iki bakanlık ile 20 civarında kamu ve özel sektör kuruluşu fındığa hizmet götürmektedir. Fakat bunlar arasında yeterli işbirliğinin sağlandığı söylenemez.
•Asgari ihraç fiyatlarının alıcı ülkelere zamanında duyurulmalı ve bunun altında kesinlikle satış yapılmayacağı mesajı verilmelidir.
•Fındığın bir gıda maddesi olarak insan beslenmesindeki rolünü artırmak için AR-GE çalışmalarına önem verilmelidir.
•Son yıllarda Aflatoksin oluşumundan dolayı ihracatta yaşanan sıkıntıların giderilmesi için eğitim çalışmalarıyla üreticiler bilinçlendirilmeli ve aflatoksin oluşumunu önleyici tedbirler suratle alınmalıdır.
•Verim artırıcı tedbirler alınıp, eski plantasyonlar yenilenmelidir. Olumsuz arazi şartlarından dolayı, mekanize olamayan fındık tarımı, gelecek yıllarda artan işgücü maliyetleri nedeni ile ekonomik olmayabilir.