SON AYLARIN EN TARTIŞMALI ÜRÜNÜ: FINDIK |
|
Geçmişi, insanlığın yerleşik hayata geçmeye başladığı Cilalı Taş Devri’ne kadar uzanan tarım, dünyanın en eski ve en köklü uğraşı alanıdır. Cilalı Taş Devrinden günümüze kadar insanoğlu pek çok bitkiyi ekip dikmiştir. Fındık bu bitkilerden günümüze gelenlerdir. Türkiye için çok büyük önemi olan fındığın bir çok çeşidi mevcuttur.
Dünya fındık üretiminde ilk sırada yer alan ülkemiz dünya üretiminin yaklaşık % 70 ini oluşturmaktadır.Ülkemizdeki dikim alanlarındaki artışa paralel olarak üretimde meydana gelen artış ve özellikle İtalya ve İspanya’nın üretimi artırması Dünya fındık üretimini artırır iken tüketimde çok fazla artış olmaması (Gelişmiş ülkelerde nüfus artışı negatif olmaktadır) bazı yıllar ülkemizde büyük miktarda fındık stoklarının oluşmasına neden olmakta ve ülke ekonomisi bu durumdan olumsuz etkilenmektedir. Beslenmemizde önemli bir yeri olan fındık günlük yaşantımızda çok geniş şekilde tüketilen bir yiyecek olmamakla birlikte, çerez olarak , çeşitli işlenmiş şekillerde ve birçok yiyeceğe katılarak tüketilmektedir. Fındık kabuğu ülkemizde çoğunlukla yakacak maddesi olarak kullanılmaktadır. Oysa fındık kabuğu çeşitli sanayi kollarında (Kontralit , Sunta , Yer Muşambaları, Plastik, Boya, Parlatma Yağı v.s.) hammadde olarak çok rahat kullanılabilir. Fındık dünyada en çok aranan kuru meyve özelliğini yıllardan beri korumaktadır.Kuru meyveler arasında kullanım alanı % 35 civarında olan fındığın yaklaşık % 75 i ülkemizden ihraç edilmektedir. Yıllardan beri ülkemizin geleneksel ihraç ürünlerinden olan fındıkta, 1995 yılında 185 bin ton iç fındık ihraç edilerek 590 milyon dolar, 1996 yılında 143 bin ton iç fındık ihraç edilerek 443 milyon dolar, 1997 yılında 138 bin ton, iç fındık ihraç edilerek 621 milyon dolar, 1998 yılında 137 bin ton iç fındık ihraç edilerek 579 milyon dolar, 1999 yılında 121 ton iç fındık ihraç edilerek 443 milyon dolar, 2000 yılında 112 bin ton iç fındık ihraç edilerek 367 milyon dolar, 2001 yılında ise 174 bin ton iç fındık ihraç edilerek 485 milyon dolar döviz girdisi sağlanmıştır. Türkiye’nin ihracat yaptığı ülke sayısı arttıkça ihracatta da önemli artışlar sağlanmıştır 2002 ve 2003 yıllarında görülen artışa paralel olarak 2004-2005 ihracat sezonunda ilk kez 2 milyon dolar barajı aşılmıştır. Dünya Fındık Üretimi Türkiye’nin dışında ticarete yönelik üretim yapan ülkeler; İtalya ve İspanya dır. ABD, Rusya, Yunanistan, Çin, İran, Romanya ve Portekiz’de de fındık yetiştirilmesine rağmen, üretimin az olması nedeniyle dünya ticaretinde söz sahibi değildirler. Tablonun da incelenmesinden görüleceği gibi Dünya fındık üretiminde Türkiye’nin payı son yıllarda %66-%78 arasında değişmektedir. Tablodaki ülkelerin dışında fındık üreten ülkeler arasında İran (11 bin ton), Fransa (5 bin ton) ve Yunanistan (2,5 bin ton) gelmektedir.
Fındık Dikim Alanları ve Üretim Miktarları
Tablonun incelenmesinden de görüleceği gibi 50 yıllık dönemde fındık dikim alanları yaklaşık 2.5 kat artış göstermişken, aynı dönemde üretimdeki artış yaklaşık 200 kat Fındık dikim alanlarındaki gelişmelere baktığımızda; I.Standart Bölge (Ordu, Giresun,Trabzon, Rize, Artvin) 1960 yılında toplam fındık alanının yaklaşık %90 ‘ını oluşturur iken, 2001 yılında dikim alanı 380 bin hektara çıkmasına rağmen toplam alan içindeki payı %70′e düşmüştür. II.Standart bölge (Samsun ve batısında kalan Karadenize sahili olan iller Kocaeli dahil) ; toplam fındık dikim alanlarının 1960 yılında yaklaşık 30 bin hektar alanla %10′unu oluşturur iken, 2001 yılında bu miktar 160 bin hektara çıkarak toplam alanın % 30′unu oluşturmuştur.
İkinci Jenerasyon ürünler; Fındık füreleri, krokanlar ve nugatlar. Üçüncü Jenerasyon ürünler; Fındık filipsleri, fındık drajeleri ve araştırması süren diğer ürünler. Son yıllara kadar sadece kabuklu ve iç fındık ihraç eden ülkemiz, fındık sanayiinin gelişmesi sonucu işlenmiş fındık ihracatına ağırlık vermeye başlamış ve bu oran toplam ihracatın yaklaşık %10′una ulaşmıştır. Dünya Fındık Tüketimi Fındık tüketen ülkelerde; fındığın %70′ini çikolata, %20’sini şekerleme ve pastacılıkta, %10′unu ise kuru yemiş olarak değerlendirilmektedir. Dünya fındık tüketimi 300 bin ton/iç civarındadır. Yukarıda da belirtildiği gibi fındığın temel tüketim maddesi olmaması fiyatının yüksek oluşu tüketimini belirleyen önemli faktörlerdir. Dolayısıyla ülkelerin gelişmişlik durumları ve fındık mamulü maddelerin tüketim alışkanlıkları tüketimi büyük ölçüde belirlemektedir. Üretici ülkelerin iç tüketimleri hariç tutulduğunda dünya fındık tüketiminin yaklaşık %95′lik bölümü Avrupada tüketilmektedir. Almanya ve Rusya en büyük tüketici ülkelerdir. Bu ülkeleri Fransa, İngiltere, Hollanda, Avusturya, İsviçre ve İskandinav ülkeleri izlemektedir.
Tüketimin fazla olduğu iller; İstanbul, İzmir, Ankara ve Adana illeridir. Bu illeri Konya, Gaziantep ve çok sayıda Karadenizlinin yaşadığı Erzurum ili izlemektedir. Tablonun da incelenmesinden görüleceği gibi ülkemiz fındık ihracatında %70-80 lik payla ilk sırayı almaktadır. Türkiye’yi İtalya, İspanya izlemektedir.
Son yıllarda, özellikle Fındık Tanıtım Grubu’nun geleneksel AB Pazarı dışında uzak doğu ülkelerine yönelik çalışmaları bu başarılı sonucu getirmiştir. Üretimimizin % 15’i iç piyasada tüketilirken geri kalan kısmı ihraç edilmektedir. Fındığın sadece üretiminde değil ihracatında da dünyanın lideri konumundayız. Dünya ihracatında ülkemizin payı yüzde 70’ler civarındadır. Ancak, dünya fındık üretimi ve ihracatında, ülkemizin çok önemli bir payı olmasına rağmen, bu üründen gereği gibi yararlandığımızı söylemek mümkün değildir. Bunun iki temel nedeni vardır. Birincisi, toplam fındık ürünleri ihracatı içinde, işlenmiş fındık ürünleri üretimi ve ihracatının yüzde 30 gibi çok düşük bir seviyede olmasıdır. İkincisi ise, geleneksel pazarımız olan ve ihracatımızın % 80’ini gerçekleştirdiğimiz AB pazarı dışına çok az çıkılmasıdır. 1970’li yıllarda, fındığın % 90′ı işlenmeden ihraç edilirken, fındık işleme sanayindeki olumlu ve hızlı gelişmeler sonucunda, işlenmiş fındık ihracatının payı % 30’ların üzerine çıkmıştır. Fındığın işlenmeden ihracı ülke ekonomisi için büyük bir kayıptır. Dünyanın en büyük üreticisi olan Türkiye’de fındığın yan sanayinin oluşmaması kabul edilebilir bir durum değildir.
Belirlenen destekleme alım fiyatlarından (tombul fındık baz kabul edilir, sivri fındık fiyatı da tombul fındığa göre belirlenir) üreticinin fındığını almakla Fiskobirlik görevlendirilmektedir. Fındığı Fiskobirlik dışında Tüccarlar almaktadır. Fiskobirlik her ürün dönemi başlangıcında % 50 randımanlı 1 Kg. kabuklu fındık için belirlenen taban fiyatı ile piyasaya girmektedir. Türkiye’de üretilen fındığın yaklaşık % 95′lik kısmı pazarlanmaktadır. Sorunlar ve Çözüm Önerileri Türkiye’nin fındık ihracatı yıllar itibariyle artmış ancak, rekolteye bağlı olarak önemli dalgalanmalar göstermiştir. 1997 yılında 900 milyon dolara ulaşarak zirveye çıkan fındık ihracatı ne yazık ki; ilerleyen yıllarda hem miktar olarak hem de değer olarak azalmış ve 600 milyon dolarlar düzeyine kadar gerilemiştir. Ancak bu olumsuz eğilim 2000’li yılların başından itibaren yükselme trendine girmiş ve 2001 yılında 740 milyon dolar olan ihracat, 2005 yılında da 1.9 milyar doları aşmıştır. Fındığın tüketimin artırılması ve ihracatının yükseltilmesi ile birlikte istikrarlı bir gelir kaynağı sağlanacaktır. Bu amaçla, dış tanıtıma ağırlık verilmelidir. Dünya fındık üretimi ve ihracatının büyük bölümünü elinde bulunduran Türkiye, yeni Pazar arayışlarına devam etmelidir. Son istatistikler de gösteriyor ki bu çabalar sonuçlarını vermektedir. Bir-kaç yıl öncesine kadar 50 kadar ülkeye ihracat gerçekleştiren Türkiye bugün 100 yakın ülkeye ihracat gerçekleştirmektedir. Hedef yıllık 300 bin tonu aşmak olmalıdır. Türkiye, dünya fındık üretiminin ve ihracatının % 70’ini tek başına gerçekleştirmektedir. Türkiye buna rağmen fındık fiyatlarının belirlenmesinde etkin olamamaktadır. Fındığın fiyatı özellikle çikolata sanayinde bu ürünü kullananlar tarafından belirlenmektedir. Kamuoyunda Hamburg Fındık Borsası diye bilinmesine rağmen, Hamburg’da fiziki anlamda bir Fındık Borsası yoktur. Gelişen teknoloji ile birlikte alıcı ve satıcı arasında elektronik ortamda fiyat belirlenmektedir. Fındık fiyatının belirlenmesini sağlayacak, Fındık Ürün Borsası’nın kurularak, bölgede yetişen fındıkla ilgili kararların bölgemizde alınmalıdır. Kişi Başına Fındık Tüketimi (Gram/Kişi)
Üreticinin mağduriyetinin önlenmesi için bugün gelişmiş ülkelerin tarımda uyguladıkları destekleme şekli uygulanmalıdır. Bir dünya ürünü olan fındıkta izlenecek politikaların belirlenmesinde artık devlet mantığı bir kenara bırakılmalıdır. Fındık sektörü ile ilgili kararların alınması aşamasında ihracatçıların, tüccarların ve onları bağlı olduğu kuruluşların görüşleri alınmalıdır. Özellikle Borsalar üretimden ihracat aşamasına kadar fındığı bir bütün olarak kabul ettikleri, kaliteli ve verimli üretim için üreticinin mutlaka memnun edilmesi gerektiği fikrinden hareket ettikleri için politikaların oluşturulmasında ağırlıklı yer almalıdır. Fiskobirlik kanalıyla uygulanan taban fiyat politikası günümüzün ekonomik şartlarına uymamaktadır. Bu politika artık terk edilerek, Fiskobilik’in sırtana yüklenen bu kambur artık atılmalıdır. Fiskobirlik’te artık özel sektör gibi hareket ederek piyasada arz ve talebe göre fiyatın kendiliğinden oluşmasına zemin hazırlamalıdır. Fındıkta izlenecek politikaların belirlenebilmesi için öncelikle mevcut durumun bilinmesi gereklidir. Bunun içinde sağlıklı rakamlar mevcut değildir. Resmi rakamlara göre fındık alanları 550 bin hektar civarında gösterilmesine karşın bu miktarın 700 bin hektar olduğu telafuz edilmektedir. Bu nedenle, uydu sistemlerinden de yararlanarak alanların tespiti yapılmalı, kalite, üretici sayısı ve verimlilik belirlenmelidir. Üretiminden, ihracatına kadar yaklaşık 5 milyon kişiyi ilgilendiren, fındık sektöründe dünyada hak ettiğimiz yeri alabilmemiz için kamu kurum ve kuruluşları ile özel girişimciler arasında gerekli işbirliğinin sağlanması hayati önem taşımaktadır. Bir sektörde sanayi yönlü gelişim sağlanabilmesi için sektöre yönelik yeterli arz ve talebin bulunmasının yanında, arzın talep noktalarına hızlı ve güvenli olarak ulaştırılması kriterine de önem verilmelidir. Ulaşım kanalları bir maliyet unsuru olup, bu maliyetin minimize edilmesi ürünün satış fiyatını etkileyecek bu da sektörü ve sektördeki sanayi kuruluşlarını etkileyecektir. Fındık Türkiye’de Ordu, Giresun ve Trabzon illerinde rantabl olarak ve dünyaca kabullenilmiş kalitede üretilmektedir. Buna bağlı olarak da bir çok eksiklik ve sorunuyla birlikte fındık sanayisi bu illerde yoğunlaşmış ve gelişmiştir. Sanayi anlamında gelişme, ürüne katma değer kazandırmak olarak algılanmalıdır bu durumda da entegre tesislerin kurulması önem ve öncelik arz etmektedir. Ürüne yüksek katma değer kazandıracak tesislerin kurulması, mevcut sermayedarın ve dışarıdan gelecek sermayedarların bu bölgelerde yatırım yapmaya teşvik edilmelidir. Makro ekonomik istikrarsızlıklar, döviz kurlarındaki dengesizlik, girdi maliyetlerinin yükselmesi ve piyasanın sürekli speküle edilmesi,serbest piyasa mekanizmasının sağlıklı bir şekilde işleyememesi gibi yapısal sorunlar fındık piyasasını olumsuz etkilemektedir. Fındık sektöründeki sanayi kuruluşları bu makro ekonomik olumsuzluklardan etkilenirken bir çoğu kapasite küçültmüş atıl kapasiteyle çalışmak durumunda kalmıştır.Uygulanan devlet teşvikleri sanayinin sorununu çözememiş aksine rekabet gücünü olumsuz etkilemiştir.Sektörel ve Bölgesel Teşviklerin uygulanması gerekmektedir. Sektördeki mevcut firmaların sermaye yapılarının zayıf olması direkt satış yapma ve büyük parti sipariş alma imkânlarını engellemektedir. Bunun sonucunda düşük kar marjı ile çalışmak zorunda kalmaktadır. Bu manada sektörel teşvikler önem kazanmakta olup, özel kredilendirmeler ve diğer destek teşvikleri ile sektördeki mevcut sanayi işletmelerinin finansal yapıları güçlendirilip, kar marjlarını artırmalarının önü açılmalıdır. Sektörde bulunan sanayi işletmelerinde yeterli AR-GE çalışması yapılmamaktadır. Bunun sonucunda yeni ürün çeşitlemesi ve yoğun teknoloji kullanımı gerçekleşmemektedir. Üretim faktörleri arasında vazgeçilmez bir noktaya oturmuş olan “Teknoloji”nin çağın ve rekabet şartlarının gerektirdiği şekilde kullanılmaması sektörün sanayi yönlü gelişimi ve örgütlenmesi önünde önemli bir diğer sorundur. Fındık tüketilen yerli sanayilerin gelişimine ve teşvikine yönelik politikalar üretilmelidir. AR-GE çalışmaları finanse edilmelidir . Mamul çeşitlendirmelerinde TUBİTAK, FTG, Fındık Araştırma Enstitüsü gibi kurumlara daha geniş olanaklar sağlanmalı çalışmaları daha ciddiye alınmalıdır. Türk fındığının tüm dünyaca kabul edilen tanınan bir markası yoktur . Bu gün dünya pazarlarında “Fransız Şarabı”,”Hawana Purosu”, “Belçika Silahı” nasıl ki kendi markası ile yer alıyor ve aranıyorsa Türk Fındığı içinde aynı durumun gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Türkiye’nin Fındık İhracatı (Ton/1000 $)
Dünya sürekli değişim içindedir. Her geçen gün yeni trendler ortaya çıkmaktadır. Sağlıklı yaşam, organik tarım, bilinçli tüketici bu trendlerdendir. Fındık dünyanın en mükemmel gıda maddesidir, kalp-damar sağlığı başta olmak üzere insan sağlığı üzerindeki olumlu etkileri artık tüm otoritelerce kabul edilmiş durumdadır. Sağlık deposu bu ürünü en çok üreten ve ticaretinde lider olmamıza rağmen, bu yönünü gerek dış gerekse iç pazarda işlenememiştir. Fındık kendi bünyesinde bir çok avantaj barındırmaktadır, bu avantajların pazar payını artırmak için bir araç olarak kullanılması vizyonu yoktur. Sektörün sanayi yoluyla gelişimi ve örgütlenmesinde fındıkla ilgili tüm çevreleri içine alacak bir “Milli Fındık Politikası” saptanmalı, kısa-orta ve uzun vadeli hedefler tespit edilmelidir. Üretiminden, pazarlanmasına kadar plansız bir şekilde bu güne kadar gelmiş olan fındık piyasası için,planlı döneme geçilmelidir.
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||