Eğer Hz.Muhammet fındığı bilseydi hurmaya mekruh derdi

Fındık ağacı: bu meyveyi veren ağaçki pek büyük olmaz. Funduk: Arabi=umumi kabul eden, han, misafirhane Venedikten muarreb (Bındık) dahi derler.

Büyük Türk Lügatında fındık (Sf.8): Trabzon’un eski valilerinden Kadir Paşa’nın 81843-1902) oğlu Hüseyin Kazımın, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yayınlanan bu ünlü eserin 3.cilt, 662 sayfasından: “Findik- Fındık- Rumca, Karadeniz Cevizi. En evvel Karadeniz sahillerindeki memleketlerden getirilmiş olmak dolayısıyle maruf kabuklu meyve. Yuvarlak ve tombul, sivri taze, kuru, kan, kuyu fındığı, fındık içi, fındık kabuğu. Okumaya devam et

Giresun Tarihi

Giresun’un adının menşei hakkında iki farklı görüş vardır. Bunlardan birincisini ünlü seyyah Evliyâ Çelebi Seyâhatnâmesi’nde şöyle ifâde etmektedir. Giresun Kalesi Fâtih Sultan Mehmed Han devrinde Muhâsip Mahmûd Paşa tarafından fethedilmiştir. Fâtih, kale fetholunurken, Mahmûd Paşaya; “Bu gece kale altuna giresun!” diye ferman edince, kaleye tüneller vâsıtasıyla girilip fethedildiğinden Giresun denmiştir. İkinci olarak adının “kiraz” (Karesus veya Keressea)dan geldiği rivâyet edilir. Lâtinler bu şehre “Chirizonda, Kerasounde, Cera Sonte” demişlerdir. Romalı kumandan Lucullus, kiraz ağacını Giresun’dan alarak, Roma’ya getirmiş, buradan dünyâya yayılmıştır. Türkler, Giresun’a hâkim olunca ilk önce “Kerasun” dediler. Zamanla bu kelime halkın dilinde “Giresun” olarak yerleşti. Giresun’un ilk sâkinleri Orta Asya’dan gelen Tiberanler, Kalipler ve Mosineklerdir. M.Ö. 1100 senelerinde demircilikle Okumaya devam et